
Avustralya 32 yıllık sessizlik sonrasında, tarihinde ilk kez arka arkaya ikinci Dünya Kupası’na katılıyor. Hatta bunu, 2. tura yükseldikleri ve şampiyon İtalya’ya pisi pisine kaybettikleri 2006 kahramanlığının tecrübesiyle ve bu başarıyı tekrarlayabilecek bir kadroyla yapıyorlar.
Takımın yıldızlarından Tim Cahill, “Asıl hedefimiz gruptan çıkmak, çünkü takımlar tam da o anda bir momentum yakalıyorlar” diyor ve ekliyor: “Yani
bunu başarırsak, her şey olabilir.”
Bu iyimserliğin temelinde geçmişin aksine, elemelere ilk kez Asya Futbol
Konfederasyonu’nda katılan takımın ilk tur grubunu birinci tamamlaması ve final grubunda da namağlup lider olmasına dayanıyor. Bu başarı, büyük ölçüde teknik direktör Pim Verbeek’in inşa ettiği savunmaya dayalı güçlü 4-2-3-1 sistemine ve Guus Hiddink’den öğrendiği hücum stratejilerine dayanıyor. Verbeek, hem Güney Afrika’ya katılma biletini elde ederek hem de hazırlık maçlarında deplasmanda Hollanda ile berabere kalıp, İrlanda’yı 3-0’la geçerek başarılı oldu. Aynı zamanda geçtiğimiz yıl takımı ülke tarihinin FİFA sıralamalarında elde ettiği en yüksek nokta olan 14.’lüğe taşıdı.
Comments
GÜÇLÜ YÖNLERİ
Kaptan Lucas Neill, “Gücümüz tecrübemiz” diyor. “Daha önce Dünya Kupası’na katıldık, ne bekleyeceğimizi biliyoruz.” 2006’nın veteranları, Avustralya’yı yenilmesi güç bir takıma dönüştürdü. Mark Schwarzer, elemelerde 10 maçta gol yemedi. İki defansif bariyer onu koruyor: Göbeğinde Lucas Neill ile Craig Moore’un yer aldığı dörtlü savunma ve onların önünde orta sahadaki Jason Culina-Vinnie Grella ikilisi
ZAYIF YÖNLERİ
Goller nereden geliyor? Katar, Japonya, Bahreyn, Özbekistan gibi takımların olduğu eleme grubunda yalnızca 12 gol atan takım için, en büyük sorun bu. Mark Viduka bu noktada çok önemli bir boşluğu dolduruyordu. Onun emekliye ayrılışından beri oldukça zorlanıyorlar. Middlesbrough’dan Scott McDonald henüz 15 milli maçta gol kaydedebilmiş değil; orta sahada Cahil ve Kewell bu konuda gayet verimliler. Josh Kennedy de iyi bir yedek.
Post new comment