Aziz Yıldırım - Sedat Peker İlişkisi

Sedat Peker’in futbol camiası içerisindeki korkutucu gücünü şike faaliyeti yürütülen şahıslar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanması ;

Sayın Başkan;

Şike yaptığı söylenen hangi sporcuya Sedat Peker’in korkutucu gücünü kullanmışız? Bir örnek, bir isim verilmesini istiyorum. Zaten 150’den fazla Sedat Peker ismi iddianamede geçmektedir. Kendisi ile ilgimiz olmamasına rağmen neden Beni kendisiyle irtibatlı hale getirilmeye çalışılmaktadır?

Amaç nedir? İnsanlar bu kadar karalanamaz.

İddia Makamı zaten benim korkutucu gücüm olduğunu söylüyordu. Bu gücümü Federasyon, hakemler üzerinde kullanıyordum. Sayfalar ilerledikçe bu güç yön ve kişilik mi değiştiriyor? Biraz insafsızlık olmuyor mu? Fezlekeyi hazırlayanlar beni tanımıyorlar mı?

Bülent İşçen Kelebek Davasından beraat etmiştir. Sedat Peker’in davasında bir şekilde adı geçenleri bu davaya yamamaya çalışırsak bu dava şike davası olamaz. Bu davanın yönü ve yörüngesi değişir. Bülent İşçen benden önceki dönemde de Kulübe yakındı. Bundan sonra da olacaktır. Karıncayı bile incitemeyecek insanları karanlık güç olarak göstermeye kimsenin hakkı yoktur. Allah’a şükür dürüstlüğümüz, sözümüzün eri olmamız, onurlu olmamız, Fenerbahçe sevdamız Bizim en büyük gücümüz ve silahımızdır.

08.05.2011 Fenerbahçe Spor Kulübü Mali Genel Kurulunda yaşananlar "örnek" teşkil ediyormuş. Savcı Mehmet Berk herhalde Amerika’da yaşıyor. Türkiye’yi izlemeden yorum yapıyor.

Fenerbahçe Mali Kongresinde hiçbir olay olmamıştır. Camiamıza yakışır şekilde 1095 kişinin katılımıyla sevgi ve saygı içerisinde yapılmıştır.

T.B.M.M.’sini, Galatasaray Spor Kulübü Mali Kongresi’ni, Ankaragücü Spor Kulübü Kongresini basından okuyarak bilgi sahibi olmasını diliyorum. Anlattığım son bölümdeki Ankaragücü kongresinde silahlar patlamıştır.

Savcının çok ileri görüşlü olduğunu bu iddianameyle bir daha anladım. Savcı Mehmet Berk şöyle diyor;

"Örgütün buna uygun üye yapısı dikkate alındığında her an cebir / tehdit / baskı içeren eylemlerde bulunabilecek bir örgüt yapısına dönüşebileceği tüm dosya kapsamında anlaşılmıştır". Açıklaması ise kanaatimce hukuki bir talihsizliktir. Keza "Kanunun suç saydığı" fiillerin cezalandırıldığı çok açık bir gerçekken, "Kanunun Suç Sayacağı Fiillerin Cezalandırılmasını" öngören bu tespit ile ilgili değerlendirmeyi siz hukukçulara bırakıyorum. Zincirlikuyu’daki mezarlığın üzerinde "Her canlı bir gün ölümü tadacaktır" yazmaktadır.

Comments

Peker Grubu

PEKER GRUBU İLE BAĞLANTI VE İRTİBATI GÖSTERDİĞİ İLERİ SÜRÜLEN İFADELERE DAİR BEYANLARIM

Bu konu hakkında değinmek istediğim önemli bir husus Gökdeniz Karadeniz isimli futbolcunun transferi sebebiyle Olgun Peker’in ortağı olduğu Reflex Menejerlik firmasına Fenerbahçe Spor kulübü kasasından yüksek miktarlarda ödemeler yaptığım iddiasıdır. Bu iddia tamamen gerçek dışı ve mesnetsizdir. Keza sözü edilen transfer gerçekleşmemiş olup bu konuda kulüp kasasından kimseye bir lira dahi ödeme yapılmamıştır. İddianamenin 114. Sayfasında Reflex Menejerlik isimli şirkete 295.000 TL ödeme yaptığımız, bunun karşılığında da kulübümüze makbuz kesildiği iddia edilmektedir ki; bu durum da gerçekleri yansıtmamaktadır. Reflex Menejerlik’ten kulübümüze kesilen ilk fatura 26.06.2006 tarihli ve Olcan Adın’ın menajerlik bedeline dairdir. Tutarı da, 94.400 TL dır. Bundan sonraki fatura da, K.D.V dahil olmak üzere 295.000 Euro bedelli olup, Bilica isimli futbolcunun transferine ilişkindir.

"Bülent İbrahim İşçen’in Aziz Yıldırım’ın her daim yanında ve ona en yakın isimlerden birisi olduğunu, Sedat Peker’in adamları olarak piyasada gezen şahıslarla samimi olduğunu bildiğini, 2004 yılı içerisinde futbolcu transferlerinde kendisinin görevli olduğunu, Olgun Peker’in kendisini aradığını ve Aziz Yıldırım’ın referansıyla transferlerde yardımcı olmak istediğini söylediğini, kendisinin de menajer aracılığı ile transfer yapmak istemediğini söylediğini, görüşmeden bir saat sonra Bülent İbrahim İşçen’in aradığını ve "Olgun seni aramış, adam yardımcı olmak istiyor, bu adamlarla çalış, adama ters yapmışsın adam bozulmuş, bu adam (Sedat Peker’i kastederek) REİS’in adamı, bunlara yardımcı ol, futbolcularla ikna meselesinde sorun olursa yardımcı olur" dediğini, kendisinin menajere ihtiyacı olmadığını söylediğini, bunun üzerine Bülent’in "yanlış yapıyorsun, bu adamlara ters yapma, sıkıntı olur" gibisinden konuştuğunu, ertesi gün Aziz Yıldırım’ın aradığını ve Olgun Peker’i kastederek "bu adamların sana faydası olacaksa ters yapma, bunlardan faydalanmaya çalış, Fenerbahçe’nin haklarına halel gelmeden bunlardan istifade etmeye çalış" dediğini beyan etmiştir. "

Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2008/1756 sayılı soruşturma dosyası (Ergenekon soruşturması) kapsamında "…Sergen Yalçın Beşiktaş’a geçti. O yıllarda, Beşiktaş’la Fenerbahçe’nin çok iddialı bir maçı vardı. Fenerbahçe veya Beşiktaş’tan hangisi yenerse o şampiyon olacaktı. Bu maçtan önce Sedat Peker, Sergen Yalçın aracılığıyla Beşiktaşlı futbolcuları yanına çağırdı. Hatırladığım kadarıyla 3 yada 4 futbolcu geldi. Benim bildiğim kadarıyla bu futbolcular Tümer ve Sergen Yalçın idi. Diğerlerinin isimlerini hatırlamıyorum. Sedat Peker bunlara hitaben "maçı kaybedin, nasıl kaybediyorsanız kaybedin, o sizin sorununuz" dedi ve gönderdi. Ben bu olaya bizzat şahit olduğum için çok merak ettim, normalde maç izlemediğim halde, Beşiktaş – Fenerbahçe maçını özellikle seyrettim. Gerçekten de Beşiktaş – Fenerbahçe maçında Beşiktaş kaybetti. Maçı izlediğim kadarıyla Tümer maça çıkmamak için her türlü çirkefliği yaptı, maç başladığı sırada yedek kulübesinde oturuyordu. Yedek kulübesinden hakeme müdahale etmeye çalışıyordu. Hakem onu uyarmaya geldiğinde yüzüne tükürdü ve bunun üzerine Tümer yedek kulübesindeyken kırmızı kart gördü ve bu maçı Beşiktaş kaybetti. (25 Nisan 2004 günü İnönü Stadında oynanan Beşiktaş – Fenerbahçe derbisinde Tümer Metin hakeme tükürerek kırmızı kartla oyundan atılmış, maçta Fenerbahçe Beşiktaş’ı 3-1’lik skorla mağlup etmiştir.) Bu olaydan dolayı Sedat Peker, Aziz Yıldırım’dan yüksek miktarda para istedi. Zaten daha önceden Aziz Yıldırım ile bu konuda anlaşmışlardı. Sedat Peker vaat edilen parayı aldıktan sonra, ilerleyen dönemde yine Aziz Yıldırım’dan para istedi. Bunun üzerine Aziz Yıldırım çok bunaldı ve istifa etmek istediğini söyledi. Hatta bu istifa konuları o dönemde medyada da yer aldı" şeklinde beyanda bulunmuştur.

"Olgun Peker’in 2004-2005 yıllarında menajeri olduğunu, Olgun Peker’in ofisinde yapılan aramada elde edilen, Olgun Peker, Aziz Yıldırım ve kendisi tarafından imzalanan sözleşmenin gerçek bir sözleşme olduğunu, sözleşmeyi Aziz Yıldırım’ın işyerinde imzaladıklarını, imzanın ardından ailesinden ve Trabzonspor’dan gitmemesi yönünde baskı gelmeye başladığını, bunun üzerine transferden vazgeçtiğini, sözleşmede transferden vazgeçmesi durumunda Fenerbahçe SK’ne 1.000.000 dolar ödemesi şeklinde madde olduğunu, bu durumu adını şu an hatırlamadığı Trabzonspor’lu yöneticilerle ilettiğini, onların da Aziz Yıldırım ile bu konuyu görüştüklerini" beyan etmiştir. (Kl:66, Dizi:352)

Fenerbahçe Spor Kulübündeki kurumsal yapıyı uyarlama çalışmaları yaparken Hakan Bilal Kutlualp’in yönetim kurulundan istifasını ben istedim. Yönetim kurulundan istifa ettikten sonra şahsıma yönelik yaptığı ahlaksızca tenkitlerden sonra Disiplin Kuruluna verdim. Kulüpten hatırladığım kadarıyla uzaklaştırma aldı. Kendisiyle şu anda mahkemelik durumdayız. Delil olarak hep Kulüpten uzaklaştırdıklarımı şahit veya mağdur olarak gösterip dava yürütmeye çalışılmaktadır. Böyle bir kişinin doğru söyleme ihtimalinin az olacağını herhalde sizler de tahmin edersiniz. Ben kimseye yetkilerimin içindeki bir konu için referans vermem. Gereken bir şey varsa ben yaparım. Kısaca ben yetkili değilim deyip benim yönetimimdeki bir kişiye bu şekilde sorumluluk verdirmem. Benim için her zaman sevdam olan Fenerbahçe önde gelir. Yetki kullanılacaksa korkmadan kullanırım.

Kendi ifadesinde Benim, "bu adamların sana faydası olacaksa ters yapma, bunlardan faydalanmaya çalış. Fenerbahçe’nin haklarına helal gelmeden bunlardan istifade etmeye çalış" dediğimi beyan etmiş. Herhalde bu konuşmayı herkese de herkes için binlerce kere konuşmuşumdur. Transfer çalışmasının hangi oyuncunun olduğunu bilseydim daha rahat yorum yapabilirdim. Burada da önce Fenerbahçe’nin menfaati dediğime göre sorun yok demektir. Böyle bir konuşmanın aramızda geçtiğini de açıkça hatırlamıyorum.

Gizli tanık Poyraz’ın ifadesi ise tam bir saçmalıktır. Anlattıklarının hepsi yalan ve yanlıştır. Gizli tanık kendisine öğretilenleri anladığım kadarıyla iyice öğrenmeden ifadeyi yanlış vermiştir. Aslında bu konuyla ilgili basında Poyraz’ın anlattıklarının doğru olmadığını gösteren haberler yer almıştır. İddia Makamı ile Emniyetin gözbebeği Organize Şube Müdürlüğü gizli tanığın söylediklerinin doğru olup olmadığını araştırıp doğruluk durumuna göre iddianameye koymaları gerekirken, bunu da araştırmadan iddianameye koymuşlardır. Bu da gösteriyor ki bu iddianamenin amacı başkadır. Türk sporunu ele geçirmek isteyenler Fenerbahçe Spor Kulübü üzerinden operasyon yapmaktadırlar.

Sedat Peker’le hiçbir dönemde hiçbir ilişkim olmamıştır. Organize suçlarla mücadele şube müdürlüğü konu ile ilgili yapılan açık kaynak çalışmaları neticesinde : "25 Nisan 2004 tarihinde Beşiktaş İnönü Stadında oynanan Beşiktaş Fenerbahçe derbisinde Tümer Metin’in hakeme tükürerek kırmızı kartla oyundan atıldığı, bu maçta Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ı 3-1 lik skor ile mağlup ettiği bilgisine ulaşılmıştır" demektedir. Bunu diyen 02.11.2011 tarihinde tutanak tutan 280228 nolu polis memuru. O bile yalanı örtmemiş ve yalanın devam etmesi için elinden geleni yaparak hayal dünyalarındaki düşüncelerini kâğıda dökmüştür.

Tümer Metin bahsedilen maçta 90 dakika oynamış ve kırmızı kart görmemiştir. Bununla ilgili bilgiler ektedir. Gerçekle çelişen ifadeleriyle ünlenen Poyraz, Şener Şen’in ’Neşeli Günler’ filminde canlandırdığı çakıyla aslan öldürdüğünü söyleyince ve Münir Özkul’un "Atma Ziyaaa" diyerek kızdığı Ziya karakterini akıllara getirmektedir.

POYRAZ yeni ifadesinde ise 2008’de verdiği ifadeyle çelişti ve "Sergen, Tümer ve İbrahim (O dönem Beşiktaş’ın kadrosunda İbrahim isminde 3 futbolcu vardı. Poyraz hangisi olduğunu belirtmedi) Beykoz’a geldi. Beykoz’da bunlara maçı kaybedin talimatı veriliyor. Ama bu F.Bahçe – Beşiktaş maçı değil. F.Bahçe başkasıyla oynuyor, Beşiktaş da sanırım Samsun’la oynuyordu. Maçı Samsunspor’un kazanacağını söyleyerek girdiğim iddiada 2 takım elbise kazandım. AZİZ Yıldırım bu maç öncesi Sedat Peker’i arıyor. Peker de Beşiktaşlı futbolcular Tümer, Sergen ve İbrahim’i arayarak, "Çocuklar maçta dikkatli olun ayağınız kırılabilir" uyarısında bulundu. Maç sırasında Tümer yedek kulübesinden bağırarak hakemin yüzüne tükürdü. Hiç oynamadan kırmızı gördü. Sezon sonunda da F.Bahçe’ye transfer oldu. Bu şekilde Beşiktaş’ın elinden şampiyonluğu aldılar" dedi.

FAKAT Tümer’in 2006-07 sezonunda F.Bahçe’ye transfer olduğu için Poyraz, 2005-06 sezonundaki Beşiktaş ile Samsun arasında oynanan bir maçı kastediyor. Ama o sezon Beşiktaş ile Samsun arasında oynanan maçların ikisini de Beşiktaş’ın kazandığı ve Tümer’in bu maçlarda atılmadığı açıkça görülüyor. POYRAZ’ın "Beşiktaş’ın elinden şampiyonluğu aldılar" dediği 2005-06’da G.Saray’ın 83 puanla şampiyon olduğu ve siyah-beyazlıların ise 54 puanla ligi 3.bitirdiği görülüyor. Ve akıllara "Bu nasıl şampiyonluğu almak?" sorusu geliyor. Her ifadesi gerçekle çelişiyor.

2004-2005 yılında Gökdeniz Karadeniz’i bir yıl sonra Fenerbahçe Spor Kulübü’ne transfer etmek istiyordum. O zaman menajerlik sistemi tam gelişmediği için ağabey sistemiyle futbolcuların transfer işlemleri yapılıyordu. Gökdeniz Karadeniz de Olgun Peker’in kendisiyle ilgili her türlü tasarrufta bulunabileceğini söylediği için bu konuda Olgun Peker’le çalışma yapmıştır. Yapılan bu anlaşmada 1.000.000$ tazminat maddesi konmuş, Trabzonsporlu Süleyman Atal’ın benden ricasıyla anlaşma iptal edilmiştir. Olgun Peker’e hiçbir şekilde ödeme yapılmamıştır. 7 yıl önceki bir transfer olayını gündeme getirip, buradan bağlantı yapılmaya çalışılması da ahlaksızlığın bir örneğidir. Zorluklar aşılmak üzere vardır. Biz de bu zorlukları alnımızın akıyla aşacağız. " Gökdeniz Karadeniz’in ifadesi ile ifadede Bu sözleşme kapsamında Gökdeniz Karadeniz’e bir para ödenmemiştir.

08.05.2011 GÜNÜ YAPILAN FENERBAHÇE MALİ GENEL KURULUNDA MUHALİFLERİN SİNDİRİLMESİ AMACIYLA BASKI YAPILDIĞI İDDİASINA DAİR BEYANLARIM

OLAYIN GELİŞİMİ :

Fenerbahçe Mali Genel Kuruluyla ilgili Organize Şubesi tarafsız bir araştırma yapsa idi bugün karşımızda olan işgüzarlığı yapmamış olurdu. Emniyet ve Savcının adına üzülüyorum. Özel yetkili mahkemelerin artık Türkiye’nin gerçekleriyle değil fuhuş gibi, mali genel kurullarda hırsızlık gibi adi suç olabilecek konuları kendisini görevli görerek maalesef soruşturmaya çalışmaktadır. Kendi alanında olmayan konularla ilgili çalışma yapmaları bu mahkemelere olan güveni de ortadan kaldırmaktadır.

Tüm dernek, parti, belediye meclisi, kulüplerin olağan kongre ve mali kongrelerinde her zaman gerilimli seçim veya oturumlar olabilir. Bu da doğaldır. T.B.M.M.’de kürsüde bardak kırılması, milletvekillerinin birbirini tahrik etmesi, birbirlerine küfür etmeleri, birbirlerine yumruk atmaları doğal karşılanmaktadır. Özel mahkemelerin de T.B.M.M.’deki bu olaylara da el koyması gerekmektedir. Parti başkanlarını örgüt lideri olarak düşünürsek milletvekilleri de örgüt üyesi olmaktadırlar. Özel mahkemeleri görevlerini yapmaya davet ediyorum.

08.05.2011 tarihinde yapılan Fenerbahçe 2010 yılı Mali Genel Kurulundaki konuşmalar sırasında 20 kişiden fazla kongre üyemiz görüşlerini açıklamışlardır. KONGREDEKİ YAPTIĞIM KONUŞMADA YAPTIKLARIMIZIN ORTADA NET GÖZÜKTÜĞÜNÜ BELİRTEREK KONUŞAN FENERBAHÇE PLATFORMU ADI ALTINDA GAZETELERE PARALI İLAN VEREN ÜYELERİ ELEŞTİRDİM. "Gazeteye para verip koydurduğunuz yazılar yerine keşke kulübe gelip ’Biz bunları anlamadık!’ deseydiniz, oradaki profesyonel arkadaşlar bunları size anlatırlardı. Biz bunlardan çekinmeyiz, korkmayız" dedim. Muhalefet daima iyidir.

GELELİM MUHALİF DİYEREK İFADELERİNİ ALDIĞINIZ KONGRE ÜYELERİMİZE; HİÇBİR TANESİ CEBİR VEYA TEHDİT EDİLMEDİĞİNİ İFADELERİNDE SÖYLÜYORLAR.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde yönetimlerde asil veya yedek üye olarak listemde yer verdiğim Hulusi Belgü, M.Işık Eyigüngör, Rahmi Eyüboğlu, H.Bilal Kutlualp daha sonra yönetimlere almadığım için kendilerince muhalefetlik yapmaya çalışmaktadırlar.

2006 yılında Aziz Yıldırım’ın istifa edip tekrar Kulübün başına gelmesini istemediğinden 2006 Haziran ayında istifa ettiğini söylemektedir. Bu ifadesi yalandır. Çünkü onu yönetim kurulu listesine yazmadığım için yönetim kurulunda yer alamamıştır. Kendi ifadesiyle fiziki ve sözlü müdahale olmadığını, kendilerine mesaj iletilmek mi istenildiğini bilmediğini" belirtmiştir.

Aziz Yılmaz "Fenerbahçe düşse de Aziz Yıldırım’ın kredisi bitmez" demiştir. Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı Aziz Yılmaz Fenerbahçe’nin artık bir Avrupa kulübü olduğunu belirterek, Aziz Yıldırım’a övgüler yağdırdı. Sarı lacivertli camiada yıllardan beri başkanlık seçimlerinde büyük rol oynayan Yılmaz, Aziz Yıldırım gibi bir Başkan’a sahip oldukları için çok şanslı olduklarını söyledi. Aziz Yıldırım ve ekibinin sarı – lacivertli Kulübe büyük eserler kazandıracağını belirten Yılmaz "Bazıları, futbol takımı kötü sonuçlar alırsa Aziz Yıldırım biter" diyorlar. "BENCE FENERBAHÇE KÜME DÜŞSE BİLE YILDIRIM’IN KULÜPTEKİ KREDİSİ BİTMEZ" DEDİ. Suskunluğunu zaman içinde bozan Yılmaz, Fenerbahçe ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Bu şekilde Zaman gazetesine beyanat veren Aziz Yılmaz ileriki yıllarda Birleşik Fenerbahçeliler Derneğinde rulet makinesi koyarak kumar oynatmıştır. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı olarak olaya sahip çıkmadığım için Bana kızmış ve bugün muhalefetlik yapmaya çalışmaktadır. Kongrede kendisine fiili bir saldırının olmadığını belirtmiştir.

Daha geçen gün yapılan Ankaragücü Olağanüstü seçim kongresinde silahlar patlamıştır. İddia Makamı bu kongreyi de soruşturma kapsamına alacak mıdır? Yoksa hizmet ettiği kimselerce bu uygun görülmemekte midir?

Fenerbahçe Spor Kulübündeki muhalefet diyerek ifade vermeye çağırdığınız kişilerden hiç kimse benden veya arkadaşlarımdan şikâyetçi midir? Okuduğum ifadelerinde hiçbir şikayete rastlamadığım halde niçin bu konu iddianameye konulmuştur?

Topuk yaylasıyla ilgili yapılan çalışmalar sonucunda 13 trilyon Spor Toto dan Fenerbahçe Spor Kulübü’ne tesis yapma amaçlı verilmiştir. Bu parada Topuk Yaylası’nın yapımına harcanmıştır. Topuk Yaylası için 2010-2011 yıllarında bütçeye harcanmak üzere bedel konmuştur. 3 Temmuzdan önce 7.000.000Trilyon Spor Toto’dan alınmıştır. Bununla ilgili harcama yerleri ekte sunulmuştur. Bugün Kulüp Sporcularına ve kulüp üyelerine yapılan bu tesislerden her kesimden övgü gelmektedir Bu konuda sayın mahkemenizin dikkatini çekmek istediğim bir husus da savcılık ifadeleri alınırken Topuk Yaylası için alınan ödenekler hakkında Tamer Yelkovan’a soru sorulmasıdır. Belirtmek isterim ki bu ödeneklerin alınmasında şahsım bizzat konunun takipçisi olmuş ve hatta süreci hızlandırmak adına Sn. Başbakanımız ile irtibak sağlamışımdır. Kulübün yalnızca mali kayıtarını tutmakla mükellef bulunan Tamer Yelkovan’a bu soruların yöneltilmesi açıkça saçmalıktır.

Post new comment

  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Lines and paragraphs break automatically.

More information about formatting options

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.