Futbolda Şike Soruşturması adı altında yürütülen Polis, Savcı, Hakim, Futbolcular, Yöneticiler, Medya, Sanıklar, Şüpheliler, Taraftarlar, TFF, UEFA karmaşası hakkında tüm gelişmeler burada.
3 temmuz 2011 sabah saat:7:00
Türkiye yeni bir güne mi merhaba dedi, yoksa yeni bir döneme mi?
Polis 15 ilde şike soruşturması kapsamında eş zamanlı gözaltılara başladı. Çok önemli isimler şu an gözaltında. (yaklaşık 50 kişi)
Ancak bu şike soruşturmasının neden başladığı, neyi soruşturduğu, hangi maçların incelendiği, kimlerin suçlandığı ve neyle suçlandığı hiç belli değil.
Soruşturma tamamen savcılığın gizlilik yönetimi altında yürüyor. TFF bile şu an hiçbir şey bilmiyor.
Konu önemli. Çünkü son şampiyon Fenerbahçe'nin başkanı Aziz Yıldırım gözaltında. Eğer 4 günlük gözaltı sonucunda bir tutuklama çıkmassa, Aziz yıldırım çok ciddi tazminat davası açabilir.
Şu an herkes suçsuz. Lütfen bunu unutmayın. Şike soruşturması hakkında gelişmeleri buradan yazmaya çalışacağız.
Comments
Şike Soruşturması Gözaltı isimleri
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım
Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu
Fenerbahçe Kulübü Yöneticisi İlhan Ekşioğlu (Otelinde arama yapılıyor)
Fenerbahçe Muhasebe Müdürü Tamer Yelkovan
Fenerbahçe'nin yeni transferi Sezer Öztürk
Fenerbahçe'nin yeni transferi Emenike
Fenerbahçeli Futbolcu Emre'nin kuzeni V.B.
Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz
Eskişehirspor Sportif DirektörüÜmit Karan
Eskişehirspor Teknik Direktörü Bülent Uygun
Ankaragücü'nün yeni transferi Serdar Kulbilge
Gençlerbirliği Kulübü futbolcusu Serkan Çalık
Geçen yıl Sivasspor'da kiralık forma giyen kaleci Korcan Çelikay
Adanaspor Teknik Direktörü Levent Eriş
Adanaspor Yardımcı Antrenörü Serdar Berkin
Altay Kulübü Genel Müdürü Erman Ertaş
Mersin İdmanyurdu Kulübü Asbaşkanı Beşir Acar
Mersin İdmanyurdu tribün lideri Murat Tanış
Soruşturmada 2. gün
Gazeteler, televizyonlar dizi dizi haberlerle doldu. Peki hangileri gerçek? Bugüne kadar yalan haber yazmaktan hiç çekinmeyen gazetelere nasıl güvenip buraya birşeyler yazacağız. Malesef şu sıralar susmaktan başka yapabileceğimiz birşey yok. Bekleyip göreceğiz.
Soruşturmada 3. Gün
Fenerbahçe Spor Kulübünün, futbolda şike iddialarına yönelik soruşturmaya ilişkin yayın yasağı getirilmesi talebi reddedildi.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, devam eden şike soruşturması kapsamında bilgi almak için önce Adliyeye sonra Emniyet Müdürlüğü'ne gitti. Yaptığı açıklamada, UEFA turnuvalarında yapılacak maçlar nedeni ile, soruşturmanın sonuçlanmasını beklemeden 15 Temmuz'a kadar bir karar alacaklarını söyledi.
Aziz Yıldırım, bugün de hastane'ye götürüldü.
Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adliyeye sevk edilen 15 kişinin savcılık sorgusu başladı. İsimler şöyle:
Giresunspor Başkanı Ömer Ülkü, Diyarbakırspor Kulübü eski Başkanı Abdurrahman Yakut, Giresunspor eski Başkanı Olgun Peker ile Türkiye Futbol Federasyonu eski yöneticilerinden Haldun Şenman, futbolcu Mehmet Yıldız, Adanaspor Teknik Direktörü Levent Eriş, Talat Emre Koçak, Halil Köntek, Özcan Üstüntaş, Çoşkun Çalık, Hakan Karaahmet, Özden Tütüncü, Serdar Belçin, Murat Tanış ve Beşir Acar.
Gizlilik kararı ne zaman kalkar?
İddianame tamamlanınca. Ergenekon davası akıllara gelince ve 3 yıldır hazırlanamayan iddianame düşünülünce, soruşturmanın başka kulüpleri ve kişileri kapsaması durumunda, varın iddianame tamamlanma süresini siz tahmin edin.
TFF kararını ne zaman verecek?
İddianame okunmadan, TFF'nin karar vermesi zor. Daha doğrusu suçlu bulup, küme düşürme gibi bir karar alması zor. Bu yüzden, büyük ihtimal ligler 5 Ağusta'ta Fenerbahçe ile başlayacak.
UEFA ne yapar?
UEFA'nın iddianameyi bekleme gibi bir düşüncesi olmaz. Yarın öbürsü gün, tutuklamalar çok sayıda olursa, Fenerbahçe Avrupa kupalarına veda edecektir.
Soruşturmada 4. gün
TUTUKLANANLAR: Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu, Mecnun Odyakmaz, Bülent Uygun, Ümit Karan, Korcan Çelikay, Cemil Turan, Ali Kıratlı, Bülent İşcen, Tamer Yelkovan, Sami Dinç, Yusuf Tarçınlı, Abdullah Başok, Ahmet Çelebi, Mehmet Yenice
Korcan Çelikay
Sivasspor, şike ve teşvik soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve tutuklu yargılanmasına karar verilen file bekçisi Korcan Çelikay'ın sözleşmesini tek taraflı olarak feshetti.
TUTUKLANANLAR
Şekip Mosturoğlu
İlhan Ekşioğlu
Cemil Turan
Bülent İbrahim İşce
Tamer Yelkovan
Bülent Uygun
Mecnun Odyakmaz
Ümit Karan
Korcan Çelikay
Ahmet Çelebi
Yusuf Turallı
Abdullah Başak
Mehmet Yenice
Sami Dinç
Ali Kıratlı
Abdurrahman Yakut
Olgun Peker
Haldun Şenman
Talat Emre Koçak
Coşkun Çalık
Hakan Karaahmet
Ömer Ülkü
Selim Kımıl
Abdulah Karakuz
Abdullah Eker
Sadece 2 futbolcu. Bu nasıl şike anlamadım. Şikeyi kimler yapar? Futbolcular değil mi? Tüm bu tantananın altında sadece 2 futbolcu mu var. Bu işde bir terslik var!
Aziz Yıldırım Tutuklandı
Tedavi gördüğü hastaneden taburcu edilen Fenerbahçe kulübü başkanı Aziz Yıldırım bir kez daha hakim karşısına çıktı ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ifade verdi. İfadenin ardından Yıldırım için verilen karar açıklandı. 7 gündür gözalltında tutulan Yıldırım, şike soruşturması kapsamında tutuklanarak Metris cezaevine gönderildi.
2. dalga
İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığının yürüttüğü, Spor Toto Süper Lig ve Bank Asya 1. Lig'inde 2010-2011 sezonunda bazı maçlarda şike yapıldığı, teşvik primi verildiği iddiasına ilişkin soruşturma çerçevesinde, bu sabah Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün başlattığı operasyonlarda, 22 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.
22 kişi arasında, Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener, Türkiye Futbol Federasyonu eski yöneticisi Mehmet Levent Kızıl ile kaleci Serdar Kulbilge de bulunuyor.
Bu arada, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) eski Başkanı Mahmut Özgener'in de ifade vermek üzere emniyete çağrıldığı ve Özgener'in emniyete geldiği öğrenildi.
Özgener dışında başka kişilerin de ifadesine başvurulmak üzere emniyete davet edildiği belirtildi.
Kulüpler Birliği Açıklaması
TFF'nin İstinye'deki merkez binasında gerçekleştirilen ve yaklaşık 2.5 saat süren toplantının ardından Kulüpler Birliği Vakfı adına açıklamayı en yaşlı üye sıfatıyla Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav yaptı.
''Bu konuyu Futbol Federasyonu başkanı ve yöneticileriyle paylaştık. Tüm kulüp başkanları ve yöneticileri de görüşlerini belirtti. Türk futbolunun en değerli markası olan Spor Toto Süper Lig'i oluşturan kulüplerin başkanları olarak tek ses, tek yürek durumundayız. Tüm gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Birlik içinde en ufak çatlak ses bulunmamakta. Herkes ortak mutabakat ve yüzde yüz beraberlik içindedir. Tabii son kararı Futbol Federasyonu verecektir. Daha bundan sonra da görüş alışverişi olacaktır. Kulüplere karşı bazı basın yayın organları tarafından yapılan yargısız infazı kabul etmemiz mümkün değildir. Gelişmelerle ilgili Futbol Federasyonu gerekli bilgilendirmeyi yapacaktır. Kulüplerimiz, Kulüpler Birliği başkanı olarak arkadaşımın adına en yaşlı üye sıfatıyla bu açıklamayı bana verdiler. Bu açıklamayı 18 kulüp adına yapmaktayım.''
TFF karar verdi
İstinye'deki TFF merkezinde yapılan Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın toplantısı düzenleyen Aydınlar, ellerinde herhangi bir delil ve belge bulunmadığını belirterek, disiplin soruşturmasının, Cumhuriyet Savcılığı'nın iddianamesini hazırlayıp mahkemece bu iddianamenin kabul edilmesinden sonra başlatılacağını söyledi. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, şöyle konuştu:
"3 Temmuz tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı taraından başlatılan şike soruşturması federasyonumuzca yakından takip edilmektedir. Bugün saat 14.00'te Süper Lig kulüplerinin başkanlarıyla bir araya geldik ve konuyu değerlendirdik. Daha sonra yönetim kurulumuz toplanarak, şimdi belirteceğim kararları almıştır. Bu konuda tüm kamuoyunun soğukkanlılıkla ve sağduyuyla hareket etmesini bekliyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu'nun elinde herhangi bir delil ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle herhangi bir işlem de başlatılamamaktadır. Bu konudaki disiplin soruşturması, Cumhuriyet Savcılığı'nın iddianamesini hazırlayıp mahkemece bu iddianamenin kabul edilmesinden sonra başlatılacaktır. Alacağımız kararların, toplumun tüm kesimlerini mutlu etmeyeceğinin bilinci içindeyiz. Biz en doğru kararı vermeye çalışacağız. Bugün birlik ve beraberlik günüdür. Bu konuda tüm kamuoyunun desteğini rica ediyoruz. Bu süreçte UEFA ve FIFA ile sürekli temas içinde bulunacağız.
Lig planlandığı şekilde 5 Ağustos tarihinde başlayacaktır.
31 Temmuz tarihinde Süper Kupa Finali Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanacaktır. Lig planlandığı şekilde devam edecektir. Daha önceki fikstür çekim tarihi aynen geçerlidir.
Elimizde delil olmadan, belge olmadan vereceğimiz kararın doğru olmayacağını düşünüyoruz. En doğru kararı verebilmek için mutlaka en doğru belgenin iddianame olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle iddianameyi bekleyeceğiz. Bugün oturup yönetim kurulunca bir karar veremeyiz. Lig, tescil edildiği şekilde UEFA'ya bildirilmiştir.
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne direkt olarak, Trabzonspor ise ön eleme oynayarak gidecek. Bu işten en az zararla Türk futbolunu çıkartacağız. Bu konuda bize güvenin ve bizi destekleyin."
Medya Suçludur
Spor hukukçuları emniyetin şike operasyonunda kurum ve kişilere yönelik “tespit edildi”, “delillendirildi” gibi net ifadeler kullanamayacağını, bunu kamuoyuyla paylaşamayacağını, açıklama yapamayacağını, aksi halde suç işlemiş olacağını vurguladı.
TFF açıklamalara devam ediyor
Şike soruşturması kapsamındaki gelişmeleri ve 11 Temmuz günü kamuoyu ile paylaştığımız kararlarımızın yansımalarını dikkatle takip etmekteyiz. Bir kez daha belirtmek isteriz ki, Türkiye Futbol Federasyonu olarak nihai kararımızı gerekli deliller elimize ulaştıktan sonra vereceğiz. Bu konuda ilk günkü duruşumuzu aynen muhafaza etmekteyiz. Zaman zaman TFF Başkanına atfedilen "Kararı almak için adaleti beklemeyeceğiz" ifadesi de gerçekleri yansıtmamaktadır. Kullanılan ifadeler, soruşturmadan sonra düzenlenecek iddianameyi kast etmektedir.
Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, nihai kararını almasını sağlayacak en önemli delilin, savcılık tarafından tamamlanıp mahkemece de kabul edilecek iddianame olacağı görüşündedir. Bu iddianame hazırlanmadan, şu ana kadar yapılan ve de yapılacak açıklamalar, kişi ve kuruluşları mağdur etmekten başka bir fayda sağlamamaktadır.
Federasyonumuzun yetkisi olmasına rağmen herhangi bir adım atmadığı, hatta belge talep etmesinin bir lütuf değil en doğal hakkı olduğu iddiaları, hukuki gerçekleri kamuoyunun gözünden kaçırma gayesi gütmektedir. Soruşturmanın gizliliği nedeniyle, belgelere ulaşma yetkimizin bulunmadığını, herhangi bir hukuk bilgisi olmadan fikir yürüten kişilere hatırlatmak isteriz.
05 Temmuz 2011 tarihinde soruşturmayı yürüten İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı'na yazılı başvuru yaparak; bahse konu soruşturma ile ilgili belgelerin Federasyonumuzla paylaşılması talep edilmiştir. Şu ana kadar savcılık makamı tarafından Türkiye Futbol Federasyonu'na iletilen hiçbir belge bulunmamaktadır. Ayrıca Yönetim Kurulumuz soruşturmanın başlamasından sonra 11 Temmuz'da yaptığı ilk toplantıda, Statümüz gereği konuyu TFF Etik Kurulu'na sevk etmiştir.
Başta UEFA ve FIFA olmak üzere, tüm kulüplerimiz ve kamuoyunca kabul gören duruşumuz karşısında, TFF'nin hareketsiz kalarak şaibenin ortadan kaldırılmasına yönelik herhangi bir adım atmadığı iddiası şaşırtıcı ve manidardır.
Türk futbolunu yöneten en üst makam olan TFF'nin ortada bir haksızlık varsa gidermesi ve bunun için adımlar atması, en temel var olma sebebidir.
TFF, bu ana prensibin nasıl kullanılacağı konusunda herhangi bir kurum veya kişinin akıl hocalığına ihtiyaç duymayacak donanım ve yetkinliktedir. Buna da en uygun zemini hazırlamak için doğru zamanlamayı yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Tutuklananlar Serbest Kalanlar
Şike soruşturması kapsamında bugüne kadar gözaltına alınarak Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine sevk edilen 66 kişiden 31 kişi tutuklandı. 19 kişi savcılıkça, 16 kişi de mahkemece serbest bırakıldı.
Soruşturma kapsamında, Olgun Peker, eski Diyarbakır Spor Kulüp Başkanı Abdurrahman Yakut ve Giresun Spor Kulüp Başkanı Ömer Ülkü, Haldun Şenman, Talat Emre Koçak, Coşkun Çalık, Hakan Karaahmet, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticileri Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Alt Yapı Koordinatörü Cemil Turan, sözleşmesi feshedilen Eskişehirspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, Sivasspor Kulüp Başkanı Mecnun Odyakmaz, eski futbolcu Ümit Karan, futbolcu Korcan Çelikay, Ahmet Çelebi, Yusuf Turallı, Abdullah Başak, Bülent İbrahim İşcen, Tamer Yelkovan, Mehmet Yenice, Sami Dinç, Ali Kıratlı, Selim Kımıl, Abdullah Karakuz, Abdullah Eker, Beşiktaş Jimnastik Kulübü Asbaşkanı Serdal Adalı, futbol takımı teknik direktörü Tayfur Havutçu, kulübün protokol ve futbol A takım Güvenlik Müdürü Ahmet Ateş ve futbolcular İbrahim Akın ile İskender Alın tutuklandı.
Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener, eski Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, eski TFF yöneticisi Ufuk Özerten, teknik direktör Levet Eriş, Mehmet Yıldız ve Halil Köntek'in de aralarında bulunduğu 19 kişi savcılıkça, Doğan Ercan, Mehmet Şen, Cengiz Demiral, Erdem Konyar ile Yavuz Ağırgöl'ün de aralarında bulunduğu 16 kişi ise mahkemece serbest bırakıldı.
Trabzonspor Kulübü Genel Sekreteri Hasan Yener, Mali İşler Sorumlusu Temel Kazancıoğlu, Trabzonspor Kulübü yöneticisi Recep Denizer ile kulübün idari menajeri Caner Çuvalcıoğlu da İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ifadelerine başvurulduktan sonra serbest kaldı.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat Şakar'ın ise rahatsızlığı nedeniyle Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesineki tedavisine devam ediliyor.
UEFA Şike Cezaları
2.05: UEFA’nın match fixing bölümündeki madde, teşvik ve şike uygulaması, kurumlardan ve kulüplerden bağımsız olarak tamamen kişisel girişimle dahi olsa adı geçen kulübün 1 ile 18 puan arasında puanının silinmesini hükmediyor. (Yani herhangi bir taraftar veya kulübe yakın bir kişi, kulüp yönetiminin bilgisi dışında kendi kendine bir takım için şike ya da teşvik uygulamasına gitse bile, söz konusu kulüp 1 ila 18 puanın silinmesi cezasıyla karşı karşıya kalır.)
2.07: Eğer şike ve teşvik girişimi, kulüp yöneticilerinden haberdar veya bizzat kulüp yöneticilerin katılımı ile gerçekleşmişse söz konusu kulüp bir alt lige düşürülür. Eylemlerin sayısına göre alt lige düşürmeler devam eder.
Diğer ülkelerde şike ve UEFA
Benzer olayların yaşandığı İtalya’da Juventus’un elinden şampiyonluğun alındığı sezon UEFA hem Juventus’u, hem Milan’ı Şampiyonlar Ligi’ne aldı..
Marsilya’nın ligden düşürüldüğü dönemde UEFA, Marsilya’nın Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu onayladı.. İtalya, şike skandalının patlak vermesinin ardından hiçbir organizasyondan men edilmedi.. Ve 2006 Dünya Kupası’nı kazandı..
Küme Düşme???
Şike ispatlanırsa, Beşiktaş Kupa'ya katılamama cezası alacak Fenerbahçe ise ligden düşecek.
İbrahim Akın
"Savcılık sorgum esnasında soruşturma savcısı Mehmet Berk'in şike olayını itiraf etmem halinde tutuklanmayacağım yönündeki beyanları ve uygulamış olduğu psikolojik baskı nedeniyle gerçek olmamasına rağmen suçu kabul etmiş bulunmaktayım. Emniyette vermiş olduğum ifadede açıkça reddettiğim hususların savcılıkta kabul edilmiş olmasını temel sebebi bahsetmiş olduğum psikolojik baskıdır. Konuyla ilgili itirazlarımı ve savunmamı yargılama aşamasında yapacağımı ve gerçek dışı iddiaların tamamını reddettiğimi saygılarımla kamuoyunun bilgilerine sunarım"
İbrahim Akın
Trabzonspor
“Ülkemiz gündemi şike operasyonuyla çalkalanmaktadır. Bu süreçte camiamızın suskunluğu olayın adli sürecine girmesi ve yargıya olan güven duygumuzdan kaynaklanmaktadır. Ancak yaşanan bazı gelişmeler üzerine Divan Başkanlık Kurulu olarak söz konusu açıklamanın yapılması için bir zorunluluk hissettik.
Şike skandalı soruşturma sürecinin başlangıcı Aralık 2010 şeklinde anılmaktadır. Ne hazindir ki bazı çevrelerce bu çember içerisine Trabzonspor da çekilmek istenmektedir.
Belirtilen süreç 2010 – 2011 Spor Toto Süper Lig'in ikinci yarısını kapsamaktadır. Bu süreçte Trabzonspor’un elde ettiği başarı ölçüsü bellidir. Bu rakam da 40 puandır. Trabzonspor’un ilk yarıda elde ettiği puan ise 42’dir. Sonuçta bu ekip 82 puan toplayarak averajla ligi ikinci sırada bitirmiştir.
Bu 82 puanın içerisinde hiç kimse lekeli bir puanın varlığını herhangi bir belgeye dayalı olarak gösterememektedir. Herkes Trabzonspor’un bu puanları emeğiyle kazandığına hem fikirdir!
Şampiyon olan takım ise Spor-Toto Süper Lig’in ilk yarısında 33, ikinci yarısında 49 puan toplayarak, sezonu toplam 82 puan ve averajla birinci sırada tamamlamıştır.
53 sezonluk birinci lig tarihinde hiçbir takımın, özellikle ligin ikinci yarısında 17 maçta 16 galibiyet aldığı görülmüş bir olay değildir.
Tartışılması gereken asıl konu budur!
Kimse, bu takımın yaptıklarına eş aramaya kalkışmasın. Görünen o ki bir takım medya yorumcuları olayı böyle bir eşlemeye taşımak için özel çaba sarf etmektedirler.
Yöneticilerin üçüncü şahıslarla görüştükleri yönünde, hiçbir kanıta dayanmayan söylemlerle kimse Trabzonspor’u karalamaya çalışmamalıdır.
Trabzonspor, yöresel özellikleriyle bütünleşip; spor ahlakı ve kurallarına hep saygılı olmaya özen göstererek büyüyen ve büyük olabilen bir camiadır.
Bu anlamda camiamız uzun süreçte uğradığı tüm haksızlıklara karşın; saygınlığını korumuş ve korumaya da devam edecektir.
Bu vesileyle tüm çevrelere bu süreçteki kabul edilemez söylemlerle camiamızı bütünleşme anlayışından kaçınmalarını önermekteyiz. Saygılarımızla.”
Fenerbahçe
"Türk futbolunun içinden geçtiği bu kritik süreçte, atılan her adımın ve yapılan her açıklamanın çok dikkatli bir şekilde gerçekleştirilmesi lüzumu tartışılmaz bir gerçektir. Konunun yargıya intikal etmiş ve halen yürütülmekte olan bir soruşturma ile alakalı olduğu da düşünüldüğünde, bu gereklilik daha belirgin bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.
Bu bağlamda, Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, yukarıda sözünü ettiğimiz hassasiyeti gözetmek suretiyle, kamuoyunun ve sorumlu kişi ve kurumların, kasıtlı bir şekilde yanlış bilgilendirilmesine ve yönlendirilmesine karşı çeşitli hususlara açıklık getirmeyi bir ödev olarak gördüğümüzden bu açıklamayı yapma gereğini hissettiğimizi vurgularız.
Öncelikle, belirtmek isteriz ki içinden geçtiğimiz sürecin 3 ana boyutu vardır:
Ceza Hukuku boyutu : Konunun bu boyutu ile ilgili olarak, Ceza Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde savcılık tarafından yürütülen bir soruşturmanın halen devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, yargıya intikal etmiş bir mevzuu ile ilgili yapılabilecek bir değerlendirmenin doğru olmayacağı kanısındayız.
Yüce Türk adaleti tarafından yürütülen soruşturma neticesinde (eğer bir suç varsa) suçlu ile suçsuzu ayırt edeceğinden şüphemiz yoktur. Geldiğimiz noktada önemli olan, bu süre zarfında adil yargılamayı etkilemeye yönelik her türlü girişimden, açıklamadan, beyandan ve haberden kaçınmaktır. Bu bakımdan biz, Fenerbahçe Yönetim Kurulu olarak, konunun bu boyutu ile ilgili yorum yapmayacağız ve yapılmasını da uygun bulmuyoruz.
Spor Hukuku boyutu : Spor Hukuku boyutunu ele aldığımızda ise, iddialar ile ilgili olarak girişimde bulunma ve karar alma yetkisi 5894 Sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ve sair mevzuat uyarınca Türkiye Futbol Federasyonundadır. Ne var ki, Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu yetkisi, mutlak değildir ve tabii olduğu hukuk kuralları ile kendi talimatları gereği çeşitli kurallara bağlıdır.
Türkiye Futbol Federasyonu talimatları incelendiğinde görülecektir ki, müsabaka sonucunu etkileme iddialarını inceleme ve gerekli araştırmayı yapma yetkisi Etik Kurulu’na aittir. Söz konusu Kurul, kendisine intikal ettirilen müsabakalarla ilgili olarak her türlü resmi ya da özel kuruluş, kurum veya kişilerden ve adli mercilerden bilgi ve belge temin ettikten sonra; gerektiğinde müsabakada görevli hakemleri, gözlemcileri, temsilcileri, ilgili futbolcuları ve yöneticileri, aracı kişileri ve bunların dışında olayın aydınlatılmasına yardımcı olabilecek kişileri dinlemesi neticesinde bir rapor hazırlayıp Federasyon Yönetim Kurulu’na sunar.
Yukarıda belirtilen adımlar atılmadan alınacak her türlü karar, soruşturulan kişiler ve kurumlar lehine olsa bile, hukuka açık bir şekilde aykırı olacaktır. Diğer bir ifadeyle, Türkiye Futbol Federasyonu’nun eline soruşturmayı yürüten resmi makam vasıtasıyla ulaştırılmış herhangi bir belge, bilgi ve delil olmadan ve dahi kendi talimatları gereği işletilmesi gereken hukuki mekanizmaları işletmeden karar alması, bağlı olduğu kurallar uyarınca hukuken mümkün değildir, aksi durum Federasyon’un kendisini red etmesi manasına gelir ve böyle bir hareket sonucu alınacak her türlü karar hukuksuz eylem olarak değerlendirilir.
Kaldı ki, şike iddiası Türk Spor Yargısında ilk defa karşı karşıya kalınan bir durum değildir. Bundan önce de Federasyon’un ilgili kurulları vasıtasıyla bu konuda almış olduğu kararlar mevcuttur ve bunların hepsinde sözünü ettiğimiz resmi belgeye ve delile dayanma, taraflara savunma hakkı tanıma ve adil bir yargılamada bulunma hususları gözetilmiştir.
Uluslararası boyutu : Mevzubahis olan konu, UEFA’nın da yakın takibi altındadır. UEFA yetkilileri, 5 Temmuz 2011 tarihinde yaptıkları açıklamada, kendileri açısından bir evrensel hukuk kuralı olan ve aksi kanıtlanıncaya kadar herkesin masum olduğu anlamına gelen "suçsuzluk karinesinin" esas olduğunu vurgulamıştır. Yine aynı açıklamada, soruşturma sürüyor olsa da, Fenerbahçe’nin yasal hakkı doğrultusunda Şampiyonlar Ligi’ne katılabileceği vurgulanmıştır.
UEFA tarafından daha sonra, 12 Temmuz 2011 tarihinde internet sitesinden yapılan resmi açıklamada da, ilk açıklaması ile paralel olmak üzere, Türk yargı sistemine ve Türkiye Futbol Federasyonu’na olan güven vurgulanarak, Kulübümüz ile ilgili herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olmadığı, yargı sürecinin tamamlanmasının beklenmesi gerektiğinin altı tekrar ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde çizilmiştir.
İçinden geçmekte olduğumuz süreç ile ilgili olarak, UEFA yargı kurullarında ve uluslararası spor yargılamasına yetkili mercilerde rastlanılan örnek davalar incelendiğinde görülecektir ki, bir kulüp ile ilgili, yaptırımları çok ağır ve geri dönülemez sonuçlar doğurması muhtemel bu gibi soruşturmalar yürütülürken çok hassas davranılmakta ve zaman bakımından kesin tarihler belirtilmesi yerine, ne kadar süre aldığına bakılmaksızın, mutlak gerçeğin ortaya çıkarılmasına çalışılmaktadır.
Kulübümüz yöneticileri hakkında yürütülmekte olan soruşturma ile aynı konudaki bir örnekte ilgili uluslararası merciiler, karar almak için savcılıktan gelecek resmi belge ve bilgileri beklemiş, ancak ve ancak resmi kanaldan ulaştırılan belgelerin temininden sonra adım atmış, bir başka örnek de ise ceza yargılaması sonucunda ilgili kulüp yöneticilerinin beraat edip etmeyeceklerini kendi kararı açısından bekletici mesele yapmış ve söz konusu kişilerle ilgili yürütülen ceza yargılaması neticesini beklemiştir.
Yukarıda izah etmeye çalıştığımız üzere, futbol bakımından bağlı olduğumuz uluslararası kuruluş olan UEFA konu ile alakalı olarak bir acele içerisinde değil iken, Türkiye Futbol Federasyonu’nun derhal karar almaya sevke çalışılması manidardır. Bu noktada serinkanlılığı kaybetmeden, değerlendirmelerin yasal sürece saygılı bir şekilde yapılması gerekir.
Genel olarak ele aldığımızda, burada asıl mesele, ne kadar kısa bir sürede karar verileceği değil, verilecek kararın adil bir yargılama neticesi olarak hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde çıkıp çıkmayacağıdır. Süreç içerisinde kişi ve kurumları gereksiz bir aceleyle yanlış karar almaya yönelten her türlü yorum ve değerlendirmeden başta futbol ailesinin fertleri ve basın olmak üzere herkesin kaçınması gerekmektedir. Bu noktada, Futbol Federasyonu’nun engizisyon mahkemeleri gibi çalışmasını ve herhangi bir delil ve belgeye dayanmadan, başarılarla dolu 104 yıllık geçmişe sahip Kulübümüz aleyhinde karar almasını temenni etmek, en temel hukuk prensiplerinden biri olan "adil yargılama ve savunma hakkının ihlali" olacağı aşikârdır.
Federasyon alacağı kararın sosyal ve ekonomik boyutlarını da düşünmek durumundadır. Futbol ekonomisi bugün sadece kulüplerin bütçeleri açısından değil Anadolu şehirlerinin ekonomisine kadar birçok konuda hayati önem taşımaktadır. Federasyon ekonomik anlamda da büyük resmi görmek ve bu noktadaki sorumluluğun bilincinde bir karara imza atmalıdır. Tüm Anadolu Kulüpleri ve toplum liglerin daha önceden ilan edilen takvimde başlamasını ve milyonlarca insanı ilgilendiren ekonomik yıkımlara neden olabilecek adımlar atmaktan kaçınılmasını beklemektedir.
Fenerbahçe Yönetimi olarak, içerisinde olduğumuz sürece ilişkin her türlü gelişmeyi yakından takip etmeye devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşırız.
Saygılarımızla"
Süper Kupa ertelendi
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, 31 Temmuz’da yapılması planlanan Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki Süper Kupa maçının ileri bir tarihe ertelendiğini bildirdi.
Oysa bahis oranları bile açıklanmıştı. Yurtdışı bahis siteleri Fenerbahçe galibiyetine, beşiktaş galibiyetine 2.65, beraberlik için ise 3.20 oran veriyorlardı.
SüperLig açılışı ertleniyor
TFF yönetim kurulu toplantısında oylama yapılmadı ve herkes Süper Lig’in başlamasının ertelenmesi konusunda hemfikir oldu. Bu aşamada liglerin geç başlaması da hemen hemen yüzde 100 gibi. Federasyonun yönetim kurulunda, herkes bunun farkında. Savcılıktan bugün ilk belgelerin gelmeye başlamasından itibaren, bu evrakların geliş süresi ve Etik Kurulu’nun karar alma süreci beklenecek.
Buna göre Spor Toto Süper Lig’in başlama tarihi için 3 olasılık var. Birincisi, en erken ağustosun 3. haftası olacak. İkinci ihtimal, ağustos sonu-eylül başı. Üçüncü ihtimal ise A Milli Takım’ın 2 Eylül’de Kazakistan ve 6 Eylül’de Avusturya ile oynayacağı maçlardan sonra başlaması olacak.
Ligler Ertelendi
Türkiye Futbol Federasyonu, liglerin başlama tarihi ile ilgili beklenen açıklamayı açıklamayı yaptı: Spor Toto Süper Lig 9 Eylül'de, Bank Asya 1. Lig ise 10 Eylül tarihinde başlayacak.
Spor Toto isim hakkını faiziyle geri alacak
SPOR Toto Teşkilat Başkanlığı, şike yapan ve teşvik primi verdiği saptanan takımlara verilen isim hakkı parasını yasal faiziyle birlikte geri alacak. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayınlanan Spor Toto Teşkilat Başkanlığı yönetmeliği “Şike yapan ve teşvik primi verdiği saptanan takımlara ilgili maçlarda verilen isim hakkı parasının yasal faiziyle geri alınmasını” öngörüyor. Değişiklikten önce şike yapan takıma verilen isim hakkı bedeli, faiziyle birlikte alınırken, teşvik veren takımla ilgi bir hüküm bulunmuyordu.
3. Dalga
Fenerbahçe Asbaşkanı Osman Murat Özaydınlı, sarı-lacivertli kulübün idari menajeri Hasan Çetinkaya, İstanbul Büyükşehir Belediyesporlu oyuncu Can Arat ile eski hakem ve Gençlerbirliği Eski Genel Müdür Zafer Önder İpek gözaltına alındı.
Gözaltına alınan bu 4 isim Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildi ve ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
3. dalga herkes serbest
3. dalga tırt çıktı. Herkes serbest bırakıldı.
TFF Kararları
Türkiye Futbol Federasyonu olarak futbolumuzun olağanüstü bir süreçten geçtiği şu günlerde, kanun ve talimatların kurumumuza çizdiği çerçevede çalışmalarımızı büyük bir titizlikle sürdürmekteyiz. Bu süreçte, yine kanun ve talimatların bize tanıdığı sınırlar içerisinde, yaşanan tüm aşamaları kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Hepinizin bildiği gibi, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından 5894 Sayılı TFF Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 3. Maddesinin 1.fıkrasının G bendi ve 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlemesine Dair Kanunun 19. Maddesi çerçevesinde, talebimiz üzerine Federasyonumuza teslim edilen belgeler Etik Kurulumuz tarafından bir süredir inceleniyordu.
Bu belge ve delillerin, Etik Kurulu tarafından incelenmesi neticesinde oluşturulan rapor ve buna bağlı görüşler doğrultusunda, Türkiye Futbol Federasyonu'nun almış olduğu karar ve görüşler aşağıdaki şekilde oluşmuştur:
1-) İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157. maddesi uyarınca gizli olarak yürütülmektedir.
2-) Soruşturma dosyası hakkında, Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.12.2010 tarih ve 2010/2468 sayılı kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gizliliğe dair ek kısıtlama kararı verilmiştir.
3-) Belgeler teslim edilirken, dosyadaki kısıtlılık kararı çerçevesinde işlem yapılması gerektiği ayrıca bir üst yazı ile tarafımıza bildirilmiştir.
4-) Belgelerin Federasyonumuzca bu aşamada şüpheli kulüpler ve gerçek kişilerle paylaşılması, Türk Ceza Kanunu'nun 285. maddesinde düzenlenen gizliliğinin ihlali suçunu oluşturacaktır. Bu suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olup, basın yoluyla işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılmaktadır.
5-) Söz konusu belgelerin paylaşılmasının, halen gizli bir şekilde sürmekte olan soruşturmanın selametini olumsuz şekilde etkileyeceği de açıktır.
6-) Soruşturma evrakının anılan sebeplerle şüpheli kulüp ve gerçek kişilerle paylaşılamaması, Federasyonumuzca yapılacak disiplin yargılamasında ilgili taraflara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. , Anayasamızın 36. ve Futbol Disiplin Talimatı'nın 72. maddesi ile teminat altına alınan savunma hakkının tanınmasına engel olmaktadır. Savunma hakkı tanınmadan yapılacak bir disiplin yargılamasının hak arama hürriyetini ve adil yargılanma hakkını ağır bir biçimde ihlal edeceği açıktır.
7-) Her ne kadar, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı şüpheli vekillerine dosyaları inceleme hakkını vermiş ise de, söz konusu soruşturmada kulüplerin şüpheli sıfatını taşımamaları nedeniyle dosyaları inceleme hakkına sahip olamamaları, yine şüphelilerin dosyaları bizzat ve bütünüyle görememeleri, dosyalardan fotokopi alınmasına imkan verilmemesi de, Federasyonumuzca yapılacak disiplin yargılamasında savunma hakkının gereği gibi kullanılmasını engelleyecektir.
8-) Ayrıca söz konusu soruşturma evrakı, Federasyonumuza teslim edildiği an itibariyle doğal olarak konuya ilişkin tüm belgeleri içermemektedir. Diğer yandan belgelerin Federasyonumuza tesliminin ardından, söz konusu soruşturmanın kapsamı giderek genişlemiş, soruşturma derinleşerek çok sayıda kulüp ve futbol ailesine mensup gerçek kişiyi kapsar bir biçimde sürmüş ve halen de sürmektedir. Bu hususlarla ilgili hiçbir yeni belge ve bilgi zamanlama nedeniyle henüz Federasyonumuza ulaşmamıştır. Federasyonumuzca yapılacak disiplin yargılamasının adil bir şekilde sürdürülebilmesi için, eksik olan bu belgelerin de Federasyonumuza ulaşması gerektiği açıktır.
9-) Anılan nedenlerle, Federasyonumuz Yönetim Kurulunca bu aşamada, karar verilmesi için gerekli delillerin tamamına erişilmeden ve savunma hakkının hukuka uygun bir biçimde kullanımına imkan tanınmadan, vicdani kanaate varılmasının mümkün olmadığı görülmüştür. Bu aşamada bir hüküm verilmesinin doğru, adil ve hakkaniyete uygun olmayacağı kamuoyu takdirlerine sunulur.
10-) Federasyonumuzca yapılacak disiplin yargılamasının hukuka uygun ve adil bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için, gizlilik kararının kaldırılması şarttır. Bunun için de Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca iddianamenin kabul edilmesi gerekmektedir. Ancak bu takdirde, şüpheli kulüp ve gerçek kişiler haklarındaki tüm iddiaları, bütün detaylarıyla ve açıklığıyla görüp inceleyebilecek ve savunma haklarını etkin bir şekilde kullanabileceklerdir.
Kısacası Federasyonumuzca, iddianamenin kabulüne bağlı olarak gizlilik kararının kalkmasını müteakip, derhal şüpheli kulüp ve gerçek kişilerin savunmaları alınacak, bu savunmalar ve tüm soruşturma evrakı incelenmek suretiyle, Etik Kurulu'ndan nihai rapor istenecek daha sonra da hukuka ve adalete uygun bir karar verilecektir.
Bununla birlikte, kulüpler hakkında nihai karar beklenmeksizin, söz konusu soruşturma dosyası kapsamında tutuklanan ve tutuklanma kararına yaptıkları itirazı reddedilen, aşağıdaki futbol ailesi mensuplarının, şike ve teşvik primi eylemleri çerçevesinde tedbirli olarak Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilmesine karar verilmiştir.
1-Aziz Yıldırım--------------------Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı
2-Mehmet Şekip Mosturoğlu------Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi
3-İlhan Yüksel Ekşioğlu-----------Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi
4-Tamer Yelkovan------------------Fenerbahçe Spor Kulübü Muhasebe Müdürü
5-Cemil Turan----------------------Fenerbahçe Spor Kulübü Amatör Şubeler Genel Koordinatörü
6-Serdal Adalı---------------------Beşiktaş Jimnastik Kulübü Asbaşkanı
7-Tayfur Havutçu---------------Beşiktaş Jimnastik Kulübü Teknik Sorumlusu
8-Ahmet Ateş-------------------Beşiktaş Jimnastik Kulübü Protokol Müdürü (Güvenlik Müdürü)
9-İbrahim Akın-----------------Büyükşehir Belediyespor Futbolcusu
10-İskender Alın---------------- Büyükşehir Belediyespor Futbolcusu
11-Mecnun Odyakmaz----------Sivasspor Kulübü Başkanı
12-Ahmet Çelebi-------------- Sivasspor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi
13-Korcan Çelikay------------- Sivasspor Kulübü Kalecisi
14-Bülent Uygun---------------Eski Eskişehirspor Teknik Sorumlusu
15-Ümit Karan----------------- Eski Eskişehirspor Sportif Direktörü
16-Ömer Ülkü------------------Giresunspor Kulübü Başkanı
17-Coşkun Çalık--------------Giresunspor Yönetim Kurulu Üyesi
Aynı kapsamda, şike ve teşvik primi eylemleri çerçevesinde, haklarında tutuklama kararı verilmeyen aşağıdaki kişilerin, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilmesine karar verilmiştir.
1-Serdar Kulbilge--------------- Eski Gençlerbirliği Kulübü Kalecisi
2-Cengiz Demirel---------------Eski Gençlerbirliği Kulübü Antrenörü
3-Erdem Konyar--------------Lisanslı Futbolcu Temsilcisi
4-Yavuz Ağırgöl------------Fenerbahçe Spor Kulübü Güvenlik Sorumlusu
5-Serdar Berkin--------------Adanaspor Kulübü Yardımcı Antrenörü
6-Mehmet Şen-----------------Eski Ankaraspor Menajeri
7-Hikmet Karaman---------Eski Manisaspor Teknik Direktörü
8-Serkan Acar-----------------Fenerbahçe Spor Kulübü Kulüp Müdürü
9-Zafer Önder İpek----------Eski Gençlerbirliği Kulüp Müdürü
10-Alaaeddin Yılıdırm--------Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi
11-Hasan Çetinkaya----------Fenerbahçe Spor Kulübü Profesyonel Takımlar İdari Menajeri
12-Gökçek Vederson-----------Bursaspor Kulübü Futbolcusu
13-Güde Fazıl Özdemir---------Lisanslı Futbolcu Temsilcisi
14-Zafer Tüzün-------------------Eskişehirspor Kulübü Teknik Danışmanı
15-Beşir Acar-----------------Mersin İdmanyurdu Kulübü Asbaşkanı
16-Yılmaz Vural--------------Konyaspor Kulübü Teknik Sorumlusu
17-Sezer Öztürk ---------------Eski Eskişehirspor Kulübü Futbolcusu
18-Emanuel Emenike---------Eski Kardemir Karabükspor Futbolcusu
19-Mahmut Boz---------------Gençlerbirliği Kulübü Futbolcusu
20-Mehmet Yıldız------------Eski Sivasspor Kulübü Futbolcusu
21-Levent Eriş----------------Eski Boluspor Kulübü Teknik Sorumlusu
22-Sadri Şener-----------------Trabzonspor Kulübü Başkanı
23-Recep Denizer--------------Trabzonspor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi
24-Can Arat--------------------Büyükşehir Belediyespor Futbolcusu
25-Önder Turacı-------------Eski Kayserispor Kulübü Futbolcusu
26-Nevzat Şakar-------------------Trabzonspor Kulübü Asbaşkanı
27-Osman Murat Özaydınlı------Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi
28-Ekrem Okumuş-----------------Lisanslı Futbolcu Temsilcisi
29-Sadrettin Fırat Kocaoğlu------Kasımpaşaspor Kulübü Futbolcusu
30-Zafer Demiray------------------Eski Körfezspor Kulübü Futbolcusu
31-Faruk Taşseten---------------Sivasspor Kulübü Yönetim Kurulu üyesi
32-Mehmet Oflaz-------------Sivasspor Kulübü 2.Başkanı
33-Fatih Hocaoğlu------------Giresunspor Kulübü Genel Müdürü
34-Murat Öztürk--------------Fenerbahçe Spor Kulübü Kaleci Antrenörü
35-Semih Şentürk--------------Fenerbahçe Spor Kulübü Futbolcusu
Söz konusu sevk işlemleri, Federasyonumuza 20.07.2011 tarihinde teslim edilmiş olan dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler kapsamında, şike ve teşvik primi eylemleri çerçevesinde yapılmış olup, Federasyonumuzca yeni bilgi ve belgelere ulaşılmasını müteakip, şike ve teşvik primi eylemleri açısından gerekli incelemeler gerçekleştirilerek, yeni sevk işlemleri yapılabilecektir.
Ayrıca Hukuk Müşavirliği'nin yetkisiz menajerlik, talimatlara aykırı hareket ve sportmenliğe aykırı hareket eylemleri ile ilgili olarak, dosyalar üzerindeki disiplin sevklerine ilişkin çalışmaları devam etmektedir. Bu çerçevede de Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na yeni sevk işlemleri gerçekleştirilecektir.
Türkiye Futbol Federasyonu, toplumsal anlamda çok geniş yankı bulan ve çok hassas bir içeriğe sahip olan bu özel konuyla ilgili hukuki açıdan en doğru kararı verebilmek için kanun ve talimatların tanıdığı tüm olanaklar dahilinde çalışmalarını sürdürmektedir. Son derece deneyimli ve konusunun uzmanı kişilerden oluşan mevcut kurul ve kadrolarımızla, Türk futbolunun bugüne kadar yaşadığı en büyük sorunlardan biri olan bu konuyu çözüme kavuşturmak ve en adil kararı almak adına, çalışmalarımızı yargı organlarımızla birlikte uyum içerisinde sürdürdüğümüzün, tüm kamuoyu tarafından bilinmesini önemle rica ederiz.
Galatasaray'ın TFF Açıklaması
TFF’nin son kararından sonra Türk futbolunun geleceği açısından ciddi endişe duyduğumuzu belirttik. Bu endişenin nedenlerini açıklıkla dile getirmenin zamanı bugündür.
Futbol, dünyada bir çok ülkenin en önemli imaj unsurlarından biri haline gelmiştir. Globalleşen dünyada, oyunun tek bir kuralı vardır: Rekabet. Bu rekabet tabii ki uluslararası kurallar çerçevesinde yapılır. Aksi halde futbolun marka gücü, değeri ve evrenselliğinden söz edilemez. Herkes, kendi kurallarını uygulayacak olursa, başarının evrensel ölçüsü kalmaz.
Dünya çapında sıfır hata toleranslı bu rekabetin ardındaki neden, sadece imaj meselesi değildir. Bu rekabetin ekonomisi de son derece ciddi boyutlara ulaşmıştır. 2010-2011 sezonunda Sampiyonlar Ligi’nde dağıtılan gelir tutarı 754 milyon Euro’ya ulaşmıştır. Ülkemız, bu gelirin sadece 20 milyon Euro'sunu elde edebildi. Diğer uluslararası rekabet alanlarını ve dolaylı gelirleri hesaba kattığımızda Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ve futbol aşkının son derece yaygın olduğu ülkemizin bu ekonomiden aldığı pay %2’nin altındadır. Önemli bır futbol ülkesi olan İngiltere'nin aldığı pay 200 milyon Euro'dur.
UEFA Kupası ve Süper Kupa almış kulübe, Dünya üçüncüsü ve Avrupa dördüncüsü olmuş bir Milli Takıma sahip ve nüfusunun yarısından fazlası 24 yaşın altında olan Türkiye’ye, yakın bir zamana kadar futbolun geleceğe damgasını vuracak yeni yıldızı olarak bakılmaktaydı. Son dönemde yaşadıklarımızdan sonra bu noktadan ne kadar uzaklaştığımız ortadadır.
Üstelik oluşan kararsızlık ortamı, daha geçtiğimiz günlerde Olimpiyatlara yeniden ve büyük bir şevkle aday olan, gün geçtikçe uluslararası organizasyon kabiliyeti ve kredıbilitesi artan ülkemizin, tüm spor dünyasındaki imajı açısından da büyük bir olumsuzluk yarattığı ortadadır.
Türk futbolunun bugün verdiği sınav, yıllar sonra nice uğraş sonucu elde edilen özerklik konumuna rağmen kendini yönetme becerisine ve erkine sahip olup olmadığı sınavıdır.
Gelişmelerin ilk gününden beri son derece açıklıkla belirttik: Hiç kimsenin üzüntüsü, acısı, bizim sevincimiz olamaz. Hepimiz aynı gemideyiz ve geminin adı Türk Futbolu’dur. Gerçek şudur ki, gemimiz ağır bir yara almış, futbolumuz mahkemelere düşmüş, kişisel ve toplumsal dramlar ortaya çıkmıştır. Ancak alınan bu yara, her gün biraz daha büyürken, hiç bir şey yokmuş gibi davranmak daha büyük maliyetlere yol açacaktır. Gün dövünme, tartışma, kavga günü değildir. Hep beraber oturup ortak bir akıl ve strateji olusturma günüdür.
Bu strateji “zaman kazanma”ya dayandırılamaz. Kendimizi yönetme becerisi ve erkine sahip olduğumuzu kanıtlamamız için atılması gerekli adımlar bellidir. Geciktikçe bedel daha da ağırlaşacaktır. En kötüsü bu adımları biz zamanında atmaz isek, başkalarının bizim adımıza atması kaçınılmazdır. Kurallar çerçevesinde hatalarımızla yüzleşip gereğini biz yapmazsak dünyada bunu üst kuruluşlar yapar. Kendi kangrenli parmağımızı kendimiz kesmezsek, birileri gelir kolumuzu keser. “Biz yapamadık, onlar yaptı” diyemeyiz. Uygar dünyanın saygın bir üyesi olmak, öncelikle hatalarımızla yüzleşip, kendimize karşı dürüst olmaktan geçer.
Türk Futbol endüstrisinin yöneteni bellidir. Futbol tarihimizin en önemli problemi önlerine gelmiştir. Böyle bir meselede adaleti tam ve net olarak sağlamak çok zordur. Ancak onun görevidir. Bu görevi başkalarına bırakamaz, devredemez. Bizlere düşen ise kendilerine sonuna kadar destek vermek ve yardımcı olmaktır.
Futbolumuzdakı bazı şahsiyetlerin hırsları, bir an için akıllarının önüne geçmiş olabilir. Bu her bireyın, her an başına gelebilir. Bu durum bazı haksızlıklar ve adaletsizlikler yaratmış olabilir. Ancak dünyada barışın en büyük çimentosu olan spor dünyasında hiç kimsenin söz konusu rakibi de olsa bir tek gün bile özgürlüğünün sınırlanması istenemez.
Ama ne anlayış, ne acıma, ne dostluk duygularımız hataları ortadan kaldırmaz. Yapmamız gereken, FIFA ve UEFA'nın tum kuralları, uluslararası futbol camiasının örf ve adetlerini eksiksiz yerine getirmektir. Ne eksik ne fazla. Böyle bir uygulama hata yapan futbol yöneticilerimizi, spor insanlarımızı hapisten kurtaracağı gibi, Türk futbolunun kaderini kendimizin çizmesi demek olacaktır. Bu uygulamayı başkasına bırakmak, yapacağımız en büyük hata olur.
110 yıllık geçmişi olan, artık kültürümüzün bır parçası olmuş futbolumuzun kaderini, başkalarının çizmesini kabullenmek gibi bir tarihi hatayı yapma lüksümüz yoktur, olamaz.
Aksi takdirde tarih, hepimizden hesap sorar.
Galatasaray Spor Kulübü
Bizim Kafamız Karıştı
"Böyle bir uygulama hata yapan futbol yöneticilerimizi, spor insanlarımızı hapisten kurtaracağı gibi, Türk futbolunun kaderini kendimizin çizmesi demek olacaktır. "
Hangi uygulama nasıl hapisten kurtaracak çözebilmiş değiliz. Anlayan buraya yazabilir.
TFF'den Galatasaray'a cevap
3 Temmuz 2011 tarihinde Türk futbolu için başlayan tarihinin en büyük soruşturma sürecinin birkaç gün öncesinde göreve gelen yönetimimiz, Spor Toto Süper Lig ve Bank Asya 1.Lig kulüp başkanları ile 11 ve 26 Temmuz tarihlerinde yaptığı müşterek toplantılarda, durum değerlendirmelerinde bulunmuştur. Bu toplantılarda, tüm kulüplerle Türk futbolunun marka değerinin ve geleceğinin teminat altına alınması için gerekli önlemler uzun uzun müzakere edilmiştir.
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu olarak bugüne kadar aldığımız, doğru ve hukuki olduğuna inandığımız bu kararlarla, süreci en iyi şekilde sürdürmeye çaba sarfetmekteyiz. Kararlarımızın temelindeki en önemli dayanağımız, kararlarımızın hukuka uygun olmasını sağlamaktır.
Ancak bir süredir bazı kulüplerimiz ile olayla ilgili veya ilgisiz aynı zamanda da bilgisiz bazı kişiler, yasal dayanaktan yoksun açıklamalar yapmaktadırlar. Özellikle bugün bir Süper Lig kulübümüzün yaptığı açıklama ile federasyonumuz adeta Avrupa'ya, UEFA'ya ve FIFA'ya şikayet edilmektedir. Belirtmek isteriz ki, Türkiye Futbol Federasyonu; şeffaf, açık ve yasalarla yönetilen bir kurumdur. Federasyonumuzu hukuka aykırı davranan bir kurum olarak lanse eden ve yurtdışına şikayet etme gibi tarihi yanılgıya düşenleri, Türk futbol tarihimiz affetmeyecektir.
Bu sorumsuz davranışın sonucunda Türk futbolunun ve değerli tüm kulüplerimizin göreceği zararın ve nahoş olayların, bu açıklamaları yapanların sorumluluğunda olduğunun bilinmesini tarihe not düşeriz.
Liglerin başlamasına çok az bir sürenin kaldığı bugünlerde, futbol konuşmaya ve oynamaya uygun bir zemin hazırlamak için harcadığımız çabaya; tüm kulüplerin, yöneticilerinin ve futbol ailesine ait tüm bireylerin katılmasının, kendi menfaatleri açısından elzem olduğunun belirtilmesi zorunluluğunu kamuoyunun takdirlerine sunarız.
Şike Soruşturmasına Yayın Yasağı Geldi
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, futbolda şike iddialarına yönelik soruşturmaya ilişkin yayın yasağı getirilmesine karar verdi.
Talep : Soruşturmayla ilgili dosyadaki gizlilik kararı da göz önüne alınarak soruşturmanın amacından saptırılmaması, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmemesi, yanlış anlamasına sebebiyet verilmemesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla tüm yazılı ve görsel basın ve medya kuruluşlarının soruşturma konusu olayla ilgili bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama faaliyetlerinin kısıtlanması, CMK'nın 157. maddesinde düzenlenen soruşturmanın gizliliği, Basın Kanununun 3. maddesinde yer alan başkalarının şöhret ve haklarının korunması ve TCK'nın 227. maddesinde düzenlenen adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs eden yayınların yasaklanmasına karar verilmesi.
Cevap : Şüphesiz basın özgürlüğünün bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerdiği, ancak başkalarının şöhret ve haklarının zarara uğratılması, aile düzeninin ve toplum sağlığının bozulması karşısında basın özgürlüğünün sağladığı bir kısım hakların kullanılmasının ve kamuoyunun haber alma hakkının ertelenebileceği, nitekim Basın Kanununun 3. maddesinde basın özgürlüğünün kullanılmasının ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak başkalarının şöhret ve haklarının toplum sağlığının ve ahlakının milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, devlet sırlarının açıklanmasını veya suç işlenmesinin önlenmesi yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabileceğinin hükme bağlandığı, yine aynı yasanın 19. maddesinde düzenlenen yargıyı etkileme suçu kapsamında ise soruşturma ile ilgili belgelerin içeriğinin yayımlanması eylemine adli para cezası yaptırımı öngörüldüğü, bu nedenlerle ve talep edilen basın ve yayın yasağının soruşturmanın gizliliği ilkesine ve dosyada mevcut kısıtlama kararının amacına uygun düşeceği de değerlendirmektedir.
Futbolda şike iddialarına
Futbolda şike iddialarına ilişkin bilgi almak üzere dün İstanbul'a gelen gelen UEFA Disiplin Başmüfettişi Pierre Cornu bugün İstanbul'dan ayrıldı. Kendisi bir açıklama da bulunmazken, TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar kendisine sorulanlar sorular üzerine "Sadece bilgi aldı. UEFA rapor hazırlamayacak. Soruşturmayı biz yürütüyoruz." şeklinde cevap verdi.
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligine gidemiyor
TFF, UEFA'nın uyarması üzerine, Fenerbahçe'yi şampiyonlar liginden men etti.
Trabzonspor Şampiyonlar Ligine Gidiyor
Şampiyonlar ligi ön elemede elenen Trabzonspor, avrupa liginde mücadele ederken, UEFA'nın aldığı karar ile Şampiyonlar Ligine gruplardan dönüş yapıyor.
Nihat Özdemir istifa etti
Fenerbahçe Kulübü Başkanvekili Nihat Özdemir, başkanvekilliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinden istifa ettiğini açıkladı. Özdemir, "Artık faydalı olamıyorum. Haftalardır gözüme uyku girmedi. Fenerbahçe defterini kapattım" dedi.
Fenerbahçe Kulübü Başkanvekili Nihat Özdemir, başkanvekilliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.
Nihat Özdemir, yaptığı yazılı açıklamada, "Değerli Basın Mensupları,Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanvekilliği ve Yönetim Kurulu üyeliği görevlerimden 25 Ağustos 2011 tarihi itibariyle istifa etmiş olduğumu ilgilerinize sunarım. Saygılarımla" dedi.
ÖZDEMİR: FENERBAHÇE DEFTERİNİ KAPATTIM
Bu arada istifasının ardından antu.com'a bir açıklama yapan Nihat Özdemir, "Artık faydalı olamıyorum. Haftalardır gözüme uyku girmedi. Artık Fenerbahçe defterini kapattım" dedi.
Aziz Yıldırım Kulüpler Birliği Başkanlığından İstifa Etti
Yanlış anlaşılmasın. Aziz Yıldırım Fenerbahçe Kulüp başkanlığından istifa etmedi. Kulüpler Birliği Başkanlığından istifa eti.
Sadri Şener'in yasağı kaldırıldı
Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener'in yurtdışına çıkış yasağı kaldırıldı...
Başkan Şener geçtiğimiz ay Futbolda şike soruşturması kapsamında gözaltına alınıp, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilmişti.
Savcılık sorgusunun ardından Şener 200 Bin TL kefalet istemiyle mahkemeye sevk edilmişti. Kefalet istemini kabul etmeyen mahkeme Şener'e yurtdışı çıkış yasağı koyarak serbest bırakmıştı.
Şener'in avukatları geçtiğimiz günlerde İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak bu yasağın kaldırılmasını talep etti. Talebi değerlendiren nöbetçi mahkeme Sadri Şener hakkındaki yurtdışı çıkış yasağını kaldırdı.
TFF'nin kronolojik açıklamaları
Başkanlığa gelir gelmez olayın muhatabı olan çiçeği burnunda TFF'nin başkanı Mehmet Ali Aydınlar ile Federasyon'un kamuoyunu bilgilindirme adına yaptığı açıklamalardan bazı satır başları:
İŞTE İLK AÇIKLAMA 3 TEMMUZ:
"Bugün sabah 07.00'den itibaren güvenlik güçleri tarafından ülkemiz futbolunu ilgilendiren çok kapsamlı bir soruşturma başlatılmıştır. Bahse konu soruşturma çok yönlü bir içeriğe sahip olup, detayları Federasyonumuz tarafından yakından takip edilmektedir. Konuyla ilgili sağlıklı bilgiler oluşur oluşmaz kamuoyunu aydınlatacak gerekli açıklamalar, TFF tarafından yapılacaktır."
5 TEMMUZ, "UZUN BİR SÜREÇ YAŞAYACAĞIZ"
Mehmet Ali Aydınların'ın dava aşamasının sonlanmasını mı bekleyeceksiniz sorusuna verdiği yanıt:. "DAVA UZUN SÜREBİLİR. BİZ DELİLLERE GÖRE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ"
11 TEMMUZ, "LİG 5 AĞUSTOS'TA BAŞLAYACAK"
Mehmet Ali Aydınlar "Türkiye Futbol Federasyonu'nun elinde herhangi bir delil ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle herhangi bir işlem de başlatılamamaktadır. Bu konudaki disiplin soruşturması, Cumhuriyet Savcılığı'nın iddianamesini hazırlayıp mahkemece bu iddianamenin kabul edilmesinden sonra başlatılacaktır. Alacağımız kararların alacağımız kararların, toplumun tüm kesimlerini mutlu etmeyeceğinin bilinci içindeyiz. Biz en doğru kararı vermeye çalışacağız. Bugün birlik ve beraberlik günüdür. Bu konuda tüm kamuoyunun desteğini rica ediyoruz. Bu süreçte UEFA ve FIFA ile sürekli temas içinde bulunacağız. Lig planlandığı şekilde 5 Ağustos tarihinde başlayacaktır. 31 Temmuz tarihinde Süper Kupa Finali Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanacaktır. Lig planlandığı şekilde devam edecektir. Daha önceki fikstür çekim tarihi aynen geçerlidir. Elimizde delil olmadan, belge olmadan vereceğimiz kararın doğru olmayacağını düşünüyoruz. En doğru kararı verebilmek için mutlaka en doğru belgenin iddianame olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle iddianameyi bekleyeceğiz. Bugün oturup yönetim kurulunca bir karar veremeyiz. Lig, tescil edildiği şekilde UEFA'ya bildirilmiştir. Bu işten en az zararla Türk futbolunu çıkartacağız. Bu konuda bize güvenin ve bizi destekleyin."
13 TEMMUZ, "ELİMİZDE BELGE YOK!"
Mehmet Ali Aydınlar "Henüz elimizde herhangi bir belge yok. Belgeler bize ulaştıktan sonra da gerekli işlemleri yapmaya başlayacağız. Bir takım insanlar tutuklanıyor. Bunların hangi maçlarla ilgili, konu nedir net bilmiyoruz. En doğru belgenin savcının iddianamesinin olacağını düşünüyoruz"
14 TEMMUZ, "LİG'İN ERTELENMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL"
Beşiktaş'taki Adliye'ye gelen Mehmet Ali Aydınlar çıkışta açıklama yaptı "Şuan da ligin ertelenmesi söz konusu değildir".
18 TEMMUZ, "UEFA ÇOK MEMNUN
Cenevre'de UEFA yetkilileri ile bir araya gelen Başkanvekili Lütfi Arıboğan "UEFA bizim bu süreçteki TFF olarak konuya hassasiyetimizden çok memnunlar. Aynı işbirliği ile, aynı bilgi paylaşımı ile devam edeceğiz."
19 TEMMUZ, "SÜPER KUPA İPTAL EDİLDİ. AVRUPA'YA MEVCUT TAKIMLAR GİDECEK"
Mehmet Ali Aydınlar şu açıklamayı yaptı, "31 Temmuz tarihinde Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanacak Süper Kupa maçı ileri bir tarihe ertelenmiştir. Savcılıktan belgeler yarından itibaren federasyonumuza gelmeye başlayacaktır. Bu nedenle liglerin ertelenip ertelenmeyeceği konusuna belgeleri gördükten sonra en kısa sürede karar vereceğiz. Avrupa kupaları maçlarıyla ilgili bildiğiniz gibi Futbol Federasyonu 31 Mayıs tarihinde UEFA'ya Türkiye'den hangi takımların Avrupa Kupası maçlarına katılacağını beyan etmiştir. UEFA da bu takvimde bir değişiklik yapmayacağını dün bize belirtmiştir. Dolayısıyla Avrupa kupalarına gidecek takımlar, mevcut takımlarımızdır. Bundan bir değişiklik söz konusu değildir. Eğer soruşturma aşamasında bu takımlardan suçlu olan varsa veya cezaya uğrayacak olan varsa onun değerlendirmesini UEFA o kulüp nezdinde yapacaktır."
20 TEMMUZ, "LİGLER AĞUSTOS SONUNDAN ÖNCE BAŞLAMAYACAK"
MEHMET Ali Aydınlar, "Görevde olduğumuz sürece ligler Ağustos sonundan önce başlamayacak"
25 TEMMUZ, "SÜPER LİG 9, BANK ASYA 10 EYLÜL'DE BAŞLAYACAK"
MEHMET Ali Aydınllar "Spor Toto Süper Lig 9 Eylül, Bank Asya 1. Ligi ise 10 Eylül tarihinde başlayacak"
10 AĞUSTOS, "ŞİKE SORUŞTURMASI ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA SONLANIR
Mehmet Ali Aydınlar, "Şike soruşturması hakkında gelişme olup olmadığının sorulması üzerine "Net bir tarih yok ancak önümüzdeki hafta şike soruşturmasını sonuçlandıracağız"
15 AĞUSTOS, "SWİSS OTEL BASIN TOPLANTISI. UEFA'NIN KULÜPLERE HERHANGİ BİR YAPTIRIIM SÖZ KONUSU DEĞİLDİR"
Swissotel'deki TFF toplantısı sonucunda açıklama yapan Aydınlar "ŞU ANDA UEFA'NIN BİZE VE KULÜPLERE HERHANGİ BİR YAPTIRIMI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. KENDİNİ ŞÜPHELİ GÖREN VARSA AVRUPA MAÇLARINA GİTMESİN" dedi ve belgelerin yeterli olmadığını gelen yargı süreci ile beraber gelen belgeler neticesinde karar verileceği ligin aynı şekilde devam edeceğini açıkladı.
23 AĞUSTOS, "SAVCI GELDİ VE ÇOK İYİ İZLENİMLERLE İTTİ"
Mehmet Ali Aydınlar, UEFA dan gelen Disiplin Komitesi Başmüfettişi Pierre Cornu'nun izlenimlerinin nasıl olduğu sorusuna "Çok iyi izlenimlerle ayrıldı. UEFA'nın şike konusundaki temsilcisi dün savcılarla yaptığı görüşmede buradaki hukuki süreci öğrendi. Nasıl gelişmekte olduğunu öğrendi. Biz biliyorsunuz savunma alamadığımız için gizli karar nedeniyle, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesini bekleyeceğimizi ifade etmiştik. UEFA temsilcisinin, bu gizliliğin kaldırılması yönünde talepleri oldu ama Cumhuriyet savcıları bunun kaldırılmasının mümkün olmadığını, yasa gereği soruşturmanın gizli olduğundan bahsettiler, gayet iyi bir görüşme geçti."
24 AĞUSTOS, "UEFA'NIN TALEBİ DOĞRULTUSUNDA FENERBAHÇE AVRUPA KUPALARINDAN MEN EDİLDİ
TFF resmi ınternet sayfasından Fenerbahçeyi Şampiyonlar Lig'inden men ettiğini açıkladı. Açıklamayı yapan Mehmet Ali Aydınlar, "Bu kararı UEFA'nın talebi doğrultusunda aldık. UEFA Başmüfettişi Pierre Cornu'nun gelmesinden de önce devam ediyordu. Biz karar almak için yine iddianameyi bekleyeceğiz. Kararı TFF aldı. Ama UEFA'nın talebi doğrultusunda karar aldık. Biz izlediğimiz hukuki sürecin doğru olduğunu düşünüyoruz. Bizim iddianame çıkmadan, savunma almadan karar vermemiz söz konusu değil UEFA, Şampiyonlar Ligi'ne çok önem veriyor. Onların çok önem verdiği bir markası ve bu nedenle tedbiren böyle bir yaptırım uygulandı."
Ligler bitene kadar küme düşürme yok
Mehmet Ali Aydınlar'ın ve TFF'nin son kararı. Umarız son olur :)
"Çok değerli sporseverler, futbol dünyamızın kıymetli fertleri,
Bugün sadece Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı sıfatıyla değil, aynı zamanda bir futbolsever olarak karşınıza çıkmak, içten ve samimi bir şekilde duygu ve hislerimi sizlerle paylaşmak istedim…
Uzun yıllardır, iş hayatımda ülkem adına önemli sorumlulukları yerine getirirken, diğer taraftan Türk sporuna çok büyük bir arzu ve istekle katkıda bulunmaya, ihtiyaç duyulan alanlarda hizmet etmeye çalışıyorum. Sonuçta hepiniz gibi, futbol benim için de sadece bir oyun değil…
Birçok insanın hayatının önemli bir bölümünü ayırdığı, insanları hayatın zorluklarından koparıp, aynı zamanda onlara hayatı da öğreten çok güçlü bir olgu… Yaşantıma büyük değer kattığını düşündüğüm bu müthiş olgu, maalesef ülkem adına aldığım en büyük görevlerden birinin başladığı gün kabusa dönüştü.
"Futbolumuz 2 aydır olağanüstü günler yaşıyor"
Çok üzülerek söylemeliyim ki, futbolla ilgili bütün algılarımız 3 Temmuz 2011 tarihinde yaşanmaya başlayan özel bir süreçle değişikliğe uğradı ve futbol dünyamız olağanüstü günler yaşamaya başladı…
Eskiden; başarılarla, üzüntülerle, sporun içinde yaşanabilecek tüm duygularla, gazetelerin ilk sayfalarına taşınan Türk futbolu, kimsenin istemediği karanlık ve çirkin bir kimlikle anılmaya başlandı…
Kabul etmemiz gerekir ki, futbolumuzun yaşadığı bu ortamda herkesin sorumluluğu var… Tüm sporcularımıza, futbolla ilgilenen herkese, kazanmak dışında hiçbir alternatif bırakmayan, sporun değerlerinden tamamen uzak bir ortamı hep birlikte oluşturduk…
En başta; bu baskıları göğüsleyemeyip, işin kolayına kaçan ve suça yeltenenlerden bahsetmek lazım… Maalesef bu kişileri futbol ailesi olarak hep beraber yarattık… Futbolun bir takım oyunu olduğunu unutup, özündeki yardımlaşma, paylaşma gibi değerleri hiçe sayıp, bütün başarı beklentilerimizi "tek adamların" sırtına yükledik. Başarıyı ve üzüntüleri hep bu "tek adamlarla" simgeleştirdik. Her kararı bu tek adamların almasını bekledik.
Son iki aydır Türk futbolu adına yaşanan olumsuzlukları ilk kez yaşıyoruz. Herkes için yeni ve bilinmez olan bu sürecin etkileri de futbolumuzu derinden etkiliyor. Biz, henüz göreve gelmiş bir federasyon olmamıza rağmen, elimizden geldiğince Türk futbolunun bu süreci en az zararla atlatması için çalıştık. Bu süreçte tabi ki hatalarımız olmuştur. Bu hatalar doğal olarak belirli tepkiler yaratmıştır.
"Kararlarımızın haklılığı zamanla anlaşılacak"
Ancak şunu belirtmeliyim ki; Türkiye Futbol Federasyonu olarak, hepimizin karşısına bu boyutta ilk kez çıkan bir konu hakkında tamamen iyi niyet ve sağduyu ile kararlar almaya çalıştık. Hep Türk futbolunun geleceğini düşündük, kararları hep bir adım sonrasını düşünerek aldık. Kısa vadede eleştirilen kararlarımızın doğruluğunun, orta vadede futbol ortamımızdaki toz duman bulutu dağıldığında, anlaşılacağını düşünüyoruz.
Bu noktada altını çizmek isterim ki, 3 Temmuz öncesinde yaşanan süreçlerde hiçbir şekilde yer almamış olmama, hiçbir noktasında sorumluluğum olmamasına rağmen, bugün temsil ettiğim makam adına, ben de yaşanan bu tabloyla ilgili Türk halkından özür diliyorum.
Ortada Cumhuriyet tarihimizin en büyük toplumsal sorunlarından biri var ve bizler henüz iki aylık bir yönetim olmamıza rağmen, çalışmaya başladığımızın neredeyse ilk gününde bu sorunla karşılaşmak zorunda kaldık. Tüm yaşananlar ve gelişmeler, bu sorunun bugünden yarına oluşmuş bir sorun olmadığını, Türk futbolunun kanayan önemli yaralarından biri olduğunu, son derece de önemli bir geçmişe sahip olduğunu açıkça gösteriyor.
Burada, özellikle dikkatinizi çekmek isterim ki; bugünlerde tepki gösterilen Şiddet Yasası'nın, 3 Temmuz'dan beri yaşananların ortaya çıkmasını sağladığı asla unutulmamalıdır.
Tüm kamuoyunun bilmesini isterim ki; normal şartlar altında, Türkiye Futbol Federasyonu, kurum ve yapılanma olarak böyle bir olayı ortaya çıkartabilecek ne teknik donanıma, ne de kadrolara sahiptir. Geçmişte de hiçbir zaman sahip olmamıştır.
Yani bu operasyon, böylesi büyük bir uzmanlık ve teknik donanımla emniyet güçleri tarafından yapılmamış olsa, Federasyonumuzun böyle bir operasyonu yapabilecek en ufak bir donanımı yoktur. Emniyet güçlerinin de bu operasyonu yapabilme güçleri Nisan ayında çıkan yasa nedeniyle oluşmuştur. Nisan ayından önce hayata geçmiş eylemler, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre suç bile teşkil etmemektedir.
"Şiddet Yasası'nın sağladığı tüm olanakları kullanacağız"
Şunu altını çizerek söylemek istiyorum…
Biz, ülkemiz futbolunu bu noktalara getiren bu musibetin ve kirliliğin arkasında asla durmayacağız…
Bu olayların bir daha yaşanmaması için yasanın bize tanıdığı tüm olanakları kullanacağız. Yeni çıkan yasa ve getirmiş olduğu yaptırımların sonuna kadar arkasında durup, bu pisliğin ülke futbolundan temizlenmesini sağlamak adına, var gücümüzle çalışmaya kararlıyız.
Federasyon olarak ilk görevimiz, bize anayasamızın emrettiği şekilde; durum her ne olursa olsun, futbol gündemimizde neler yaşanırsa yaşansın, futbolun gençlerimizin geleceği için var olduğunu unutmamamız olacaktır… Bunun için çaba göstermeli, umutlarımızı her zaman korumalı, en zor durumda bile bu hedefleri hatırlamalıyız…
Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulu'nun, bana ve çalışma arkadaşlarıma görev verdiği ilk gün yaptığımız açıklamalarda "Futbolumuzun geleceği adına umutlu olduğumuzu, büyük hedeflerimiz olduğunu" belirtmiştik.
Her ne olursa olsun bu umudumuzda hiçbir azalma yaşanmadı…
Bugün burada, Spor Toto Süper Lig, Bank Asya 1.Lig ve Spor Toto 2.Lig'de 2011-2012 sezonunun başlangıcı öncesinde, yine umutla konuşmakta olduğumuzu belirtmek isterim… Bu umudu hiç kaybetmemeliyiz… Ancak böyle yeniden güzel, parlak günlere ulaşabiliriz…
"Zihinlerde de temizlik harekatı başlatmalıyız"
Futbol ailesinin tüm paydaşları olarak ilk yapmamız gerekenin, içinde bulunduğumuz futbol sistemini gözden geçirmek olmalı düşüncesindeyim.
Başarıya endeksli, sporun içinde kazanmak kadar kaybetmenin de olduğu gerçeğini görmezden gelen bu ortamı değiştirmek zorundayız. Bu ortamdan nemalananların ve haksız kazanç elde edenlerin, futboldan uzaklaşmasını sağlamalıyız. Taraftarların futbola olan sevgisini, Türk halkının ilgisini sömürerek kazanç ve itibar elde edenleri, bu sahneden yok etmeliyiz. Futbolda sadece fiili olarak değil, zihinsel olarak da bir temizlik harekatı başlatmalıyız.
Türkiye Futbol Federasyonu olarak, her türlü önlemi alsak da, zihinler değişmedikçe futbol ortamımızın normale dönmesine imkan yok. Herkes bu konuda sorumluluğunun farkına varmak zorunda…
Türk futbolu adına bir dip noktası yaşadığımızı herkes kabul etmeli. Bu noktada yapabileceğimiz en doğru hareket, yeniden zirveye odaklanmak olmalıdır.
Bu yüzden, futbolumuzun tüm paydaşlarına teker teker açık bir çağrı yapmak ihtiyacı doğduğuna inanıyorum. Ve buradan, hepinizin huzurunda açık bir çağrıda bulunuyorum.
Futbol yöneticilerine çağrı
İlk olarak, Türk futbolunu yönlendiren futbol yöneticilerimize seslenmek istiyorum…
Bugün, Türk sporunun en önemli ve en değerli görevlerini icra ediyorsunuz. Şunu unutmayın ki, almış olduğunuz bu görevler ülke adına çok büyük sorumluluklar gerektiriyor. Toplumsal huzur ve mutluluğun önemli bir parçasını yerine getiriyor, ülkenin en büyük sivil toplum örgütlerine liderlik ediyorsunuz.
Aranızda, bunun hassasiyet ve önemini unutup kendi kişisel egoları için bu büyük toplumsal güçleri kullananlar var. Bu durum Türk futbolu için yıllardır çok büyük bir tehlike oluşturuyor. Futbol ailesi olarak, bu konuda çok daha dikkatli olmalı ve otokontrol mekanizmalarımızı çalıştırmalıyız.
Tüm idarecilere hatırlatmak isterim ki, yönettiğiniz bu güçler size ait değil. Tarihi on yılı, yüz yılı bulan, büyük emekler sonucunda oluşmuş bu büyük güçleri, kişisel hırslarınız ve egolarınız için kullandığınızda; toplumsal şiddeti körüklüyor, huzuru bozuyor ve insanları mutsuz ediyorsunuz. Bunu yapmaya hiçbir hakkınız yok.
Biz, bu ülke futbolunun çatı kuruluşu olarak; rengi, konumu ve pozisyonu ne olursa olsun bu tip yaklaşımlara müsamaha göstermeyeceğiz. Kurallar çerçevesinde gerekli tüm önlemleri alacağız ve bu güçlerin kötü amaçlar için kullanımına izin vermeyeceğiz.
"Camialarda tek adam devri sona ermeli"
İkinci olarak, futbol kamuoyunu var eden camialara seslenmek istiyorum…
Yaşadığımız dönem, maalesef camialarımızın köklerini en çok unuttuğu ve sportif değerlerden en uzak kaldığı süreçler olarak hatırlanacak.
Renklere, takımınıza olan sevginizi, hangi takımı tutarsanız tutun, kişilere indirgemeyin. Bu durum, en başta hizmet için öne çıkan, yönetici olmayı seçen kişilerin üzerinde büyük bir psikolojik baskı yaratıyor. Başarı baskısı, beklentilerin büyüklüğü yöneticilerimizi saha dışında çözümler bulmaya itiyor.
Tek adamların devri tüm dünyada sona eriyor. Camialarımızın da bundan hızla uzaklaşması, kendi içlerinde muhalefete, farklı seslere, şeffaf yönetim anlayışlarına destek vermeleri gerekiyor.
Tüm seyircilerden özel rica
Taraftarlarımız ise tüm bu olaylardan en çok etkilenen kitle…
Aylardır uyku uyumadıklarını, hangi takımı tutarlarsa tutsunlar, tüm yaşananların hepsini mutsuz ettiğinin farkındayız. Taraftarlardan ricamız, yaşadıkları ruh halini şiddetle dışa vurmamaları. Provokasyonlara karşı çok dikkatli davranmaları… Çünkü federasyonumuz şiddeti tribünlerden yok etme konusunda çok büyük bir kararlılık taşıyor olacak.
Futbolculara çağrı
Futbolun olmazsa olmazlarının başında gelen sporcularımıza da seslenmek istiyorum…
Bu sürecin bize göstermiş olduğu en önemli şeylerin başında, sizlerin alın terinizin önemi geliyor. Çocukluğunuzdan beri emek verdiğiniz, birçok zorluğa katlandığınız, sizleri bugünlerinize getiren bu oyunda, baş aktör sizlersiniz.
"Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim'' sözünü aklınızdan çıkarmadan, formanıza, oyununuza ve camialarınıza sahip çıkın.
Türk futbolunun bu süreçte kaybettiği değer, sizin yeteneklerinizle, hırsınızla, güzel oyununuzla, fair play ile yerine gelecek. Yaptığımız tüm düzenlemelerle, sizlerin daha güvenli, şiddetten ve gereksiz baskıdan uzak bir ortamda işinizi yapabilmenizi sağlamaya çalışacağız. Sahada futbolunuzu konuşturun, tüm çatlak sesleri susturup, yeniden futbolun ve ona ait güzelliklerin konuşulmasını sağlayın…
"Teknik adamları her hafta milyonlar dinliyor"
Bu sıkıntılı süreçte, bizlere köstek olmaya çalışmadıkları, bize olan güvenlerini dile getirdikleri için teknik direktör camiasına teşekkür ederken, aynı zamanda onlardan bir ricamız var:
Sizler, her hafta sahada futbolcularınızla birlikte mücadele eden, futbolcularınızın alın terinde, emeğinde en çok pay sahibi olan kitlesiniz. Her hafta sonu bütün kamuoyu, sizlerin maç öncesi ve sonrası verdiğiniz, vereceğiniz demeçleri dinliyor. Taraftar ile iletişimi en yoğun olan insanlar olarak sizlere de büyük görevler düşüyor. Bu uzun maraton boyunca, mutlaka bazı hatalar karşısında canınız yanacaktır.
Sizlerden ricamız, içinde bulunduğumuz durumun hassasiyetini göz önünde bulundurarak, sükunetle demeçler vermeniz ve kışkırtıcı, provoke edici söylemlerden uzak durmanızdır. Türk futbolunu layık olduğu yere geri döndürürken, herkese olduğu gibi sizlere de ihtiyacımız var. Güzel oyunun tüm güzelliklerini yeniden ortaya çıkaracak olan sizlersiniz…
"Hakemlere büyük sorumluluk düşüyor"
Yeni sezon öncesi tüm hakemlerimize de seslenmek istiyoruz.
Tartışmasız her sezon, yöneticilerin başarısızlıklarının kalkanı olarak, görevinizi idame ettirmeye çalışmanıza rağmen, bu kaosun içinde yer almayarak bir nevi ne kadar haksızlığa uğradığınız bir kez daha ortaya çıktı.
Türk hakemliğinin her geçen yıl daha da ileri gittiği bu dönemde, yeni sezonda dilediğimiz sağduyulu ortamın da oluşmasıyla birlikte; bu sezon daha da başarılı olacağınıza inancım sonsuz.
Bu yıl sizlere her zamankinden daha büyük iş düşüyor. Gerilimden beslenen çevreler hatalarınızı çok daha ağır şekilde eleştirecekler. İsteğimiz, bu eleştirilere kulak asmadan işinizi en iyi şekilde yapmaya çalışmanız olacak.
"Medya sadece futboldan taraf olmalı"
Medya kuruluşlarımıza ve fikir lideri yazarlarımıza da buradan seslenmek istiyorum.
Maalesef 3 Temmuz'dan bu yana yaşanan süreçte, medyamızın alışkanlıklarını terk etmekte direndiğine şahit olduk. Sürecin sağlıklı işlemesine katkıda bulunanlar yanında, bilgi kirliliğinin oluşumuna destek olanları gördük. Bu his ve yaklaşımlarını, gelinen sürecin nelere mal olduğunu görüyor olmalarına rağmen, ne yazık ki sürdürmeye devam ediyorlar. Oysa bu tür toplumsal süreçlerde, doğru ve sağduyulu bir sonuca ulaşılmasını sağlayan en önemli kurumun medya olması gerektiğini düşünüyorum.
Tüm Türkiye'yi etkileyen bu süreçte, medyanın attığı her adım büyük bir önem teşkil ediyor. Bu yüzden, en büyük görevlerden biri medya mensuplarına düşüyor. Gün itibariyle, liglerin başlamasıyla açılan bu beyaz sayfada, sizi sadece futboldan taraf olmaya davet ediyorum.
Kısa vadede yaşanan bu süreçte, bilgi kirliliğinin getirdiği sanılan "reyting", uzun vadede hepimiz adına çok büyük kayıplar yaşamamıza neden olacak. Hepimiz aynı gemideyiz ve bu geminin aldığı büyük hasarı hep birlikte gidermeliyiz.
Bu bakımdan; tüm medya kuruluşlarını, futbolseverleri bu oyunun güzelliğini ve heyecanını hatırlatma konusunda destek vermeye davet ediyorum. Futbolun kirli yönleri kadar, güzel yönlerini de ortaya çıkartmalıyız. İçinde bulunduğumuz sıkıntılı futbol ortamından ancak böyle kurtulabiliriz.
Siyasete açık çağrı
Siyasilere de bir mesajımız var…
Bir süre, futbola; tüm Türkiye'yi, tüm Türk gençliğini göz önüne alarak bakmaya ihtiyacımız var…
Futbolumuzun sorunlarını, kulüplerden bağımsız olarak bir bütün olarak değerlendirmeliyiz. Herkes gibi siyasilerimizin de tuttuğu, desteklediği takımlar var. Ancak bugünlerde, olaylara kulüplerin değil, tüm Türk futbolun sorunları olarak bakmamızda yarar var. Yapılması gerekebilecek yeni yasal düzenlemelerde, futbolda her türlü kirliliği ve şiddeti engellemek için desteğinizi istiyoruz.
En önemli çağrımız ise gençlere…
Bu oyun sizin için oynanıyor… Futbol bir endüstri gibi görünse de aslında tüm toplumun sizlere ulaşmak, sizlerin geleceğini iyileştirmek için kullandığı bir olgu…
Dünyada, düzenli olarak statlardaki yerlerini alan gençler, sahadaki güzel oyundan keyif almaya, iyi vakit geçirmeye gidiyorlar. Türkiye'nin genç nüfusu göz önüne alındığında, yeniden toparlanmamızda bizlerin en büyük destekçisi siz gençler olacaksınız.
Sporda hiçbir odağın; sizin enerjinizi, gücünüzü, geleceğinizi ipotek altına almasına izin vermeyin. Statlardan şiddeti uzaklaştırıp, sadece yeşil zemin üzerindeki oyuna önem vermek adına çıktığımız bu yolda, hedefimize ulaşmak için sizlerin yardımları, bize en büyük katkı olacaktır. Statlara gelin, güzel oyuna ortak olun.
9 Eylül tarihi gerçek bir milat olacaktır
Şimdi burada, bu günün tarihinin tüm kamuoyu tarafından özel olarak not düşülmesini istiyorum.
Ben, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar ve Yönetim Kurulu'ndaki arkadaşlarım olarak, tüm halkımıza buradan söz veriyoruz.
9 Eylül 2011 tarihi, bu ülkenin futbol tarihindeki gerçek milat olacaktır. Bunu, tüm Türk halkının huzurunda açıklıyor ve söz veriyorum. Almış olduğumuz yeni ve radikal kararlarla, futbolun karanlık günlerini tüm toplumumuza unutturup ülke futbolunu parlak bir geleceğe hazırlayacağız.
Hedefimizi 2020 olarak koyduk... 2020 yılında Türk futbolunu, Avrupa'nın zirvesine yerleştirmeye kararlıyız.
Buradan; Türk toplumuna kurumsal yapılanmasıyla, saha sonuçlarıyla, şiddeti tribünlerinden temizlemiş, dürüst, adil ve saygı duyulan bir futbol ortamını yaratmış Türk futbolu taahhüt ediyoruz.
Bugün itibarıyla çalışmalarımızı başlattık.
"Karar sezon sonunda açıklanacak"
Öncelikle yarın başlayacak olan Spor Toto Süper Ligimizle ilgili almış olduğumuz kararı açıklamak istiyorum;
Bu ülkenin en değerli spor ürünü, tartışmasız Spor Toto Süper Lig'dir. Ligimiz, 9 ay boyunca ülkenin gündeminde yer alan en önemli sosyal olgulardan biri, halkımızın en önemli eğlence kaynağıdır. Böylesi uzun bir süreye yayılarak yaşanan toplumsal bir olgunun, üzerinde soru işaretleri ve algı karmaşası ile sürdürülmesi mümkün değildir. Geçmişe dönük sorunlarla ilgili geçilmesi gereken hukuki süreçler ve bu sürede oluşacak spekülasyon ortamının, ülkenin en değerli içeriğine zarar vermesi kaçınılmazdır.
Tüm bu rasyoneller ışığında, federasyonumuz sürmekte olan hukuki süreç ardından ortaya çıkacak sonuca ait kararı, 2011 - 2012 futbol sezonunun sonunda almaya karar vermiştir. Dolayısıyla, ülkemizin en değerli spor ürünü olan Spor Toto Süper Lig, en ufak bir tartışmaya ve probleme mahal vermeksizin en son etabına kadar, tüm takımlarımızın katılımı ile oynanarak sonuçlandırılacaktır.
"Kadın ve çocukların biletini TFF karşılayacak"
Yasal düzenlemelerini kısa sürede tamamlayarak, son derece önemli olduğunu düşündüğümüz iki önemli yeniliği Türk futboluna getirmeye karar verdik.
İlk yeniliğimiz; ülke futbolunu güzelleştirmek ve futbol dünyamıza renk katmak üzere kadınlarımıza sorumluluk vermek olacak.
Kadınlarımızı ve 16 yaş altındaki çocuklarımızı statlarımıza davet ediyoruz. Kısa sürede tamamlayacağımız düzenlemeyle, kadın ve çocuklarımızı statlara ücretsiz alacak, oluşacak ekonomik yükü de Türkiye Futbol Federasyonu olarak karşılayıp kulüplerimizin gelir hanesine yazacağız. Böylelikle kadınlarımız ve çocuklarımız, tuttukları takıma destek verip renk katarken aynı zamanda gelirlerinin artmasına da katkıda bulunuyor olacaklar.
İkinci yeniliğimiz "Fair-Play" ile ilgili olacak. Güzel futbolu, dürüst oyunu sadece cezalar ve kurallarla sağlayamazsınız. Doğru yapanı, dürüst oynayanı, futbolun güzelliklerini, sporun değerlerini öne çıkaranları ödüllendirmeyi amaçlıyoruz. Bu amaçla, tüm dünyaya da örnek olacak şekilde büyük bir Fair-Play fonu oluşturacağız. Ülkemizde Fair-Play sıralamasında öne çıkanlar, puan sıralamasında şampiyon kadar para ödülü kazanıyor olacaklar.
Önümüzdeki günlerde, Türk futbolunu bu ülkenin sevgisini hak edecek seviyeye nasıl getireceğimize dair gelişmeleri hep birlikte görüyor olacağız...
Sizden de, bu güzel oyuna sırtınızı geri çevirmemenizi, tekrar aynı heyecanla futbola sahip çıkmanızı rica ediyorum.
Mesajımızın altını çizerek konuşmamı tamamlamak istiyorum.
GÜZEL OYUN GÜZEL KALACAK,
Bunu da ancak hep birlikte başarabileceğimize inanıyorum…
Mehmet Ali Aydınlar
Aziz Yıldırım'dan futbolculara mektup
TÜM ÖNEMLİ RAKİPLERİNİZİ SON DAKİKAYA KADAR GİDİP GELEN, NEFES KESEN MAÇLARIN ARDINDAN YEŞİL SAHADA MAĞLUP ETTİNİZ.
"Sevgili Aykut Kocaman, değerli arkadaşlar, sevgili Fenerbahçeli futbolcu kardeşlerim, değerli evlatlarım; Yeni sezon öncesinde sizlere başarılar dilemek ve bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Tarihin tanıklık ettiği en zorlu, en çekişmeli futbol sezonlarından bir tanesini alnınızın akıyla şampiyon olarak tamamladınız.
Tüm önemli rakiplerinizi son dakikaya kadar gidip gelen, nefes kesen maçların ardından yeşil sahada mağlup ettiniz.
Dünya Futbol Tarihinde eşine ender rastlanan bir şekilde, beş yılda iki kere, son maçlarda kaçırdığımız şampiyonlukların ardından, yine son saniyesine kadar büyük çekişmeye sahne olan son maçımızın son düdüğüyle birlikte şampiyon olarak, tüm camiamızı sevince boğdunuz.
SEVGİLİ HOCAMIZ AYKUT KOCAMAN İLE VE EKİBİYLE GURUR DUYUYORUZ
Golleriyle asistleriyle olduğu kadar saha dışındaki davranışlarıyla örnek bir kaptan olan sevgili Alex'ten, Aykut hocamızın kendisine şans verdiği zamanlarda, yüzündeki "heyecanlı tebessümüyle" görevini yerine getirmeye çalışan Gökay kardeşinize kadar, tek tek, hepinizle gurur duyuyoruz.
Sevgili hocamız Aykut Kocaman ile ve ekibiyle gurur duyuyoruz.
taraflı tarafsız herkesin şahit olduğu, tüm spor camiasının, tribünleri dolduran on binlerin gözleri önünde gerçekleşen şampiyonluğumuzun ardından, hiç hak etmediğimiz bir süreci hep birlikte yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.
Şunu çok iyi biliyorum ki, şampiyonluğunuza, emeğinize göz dikenler sizleri kalbinizden yaraladı.
Sahada kazandığınızı başka yerlerde geri almaya çalışanlara karşı sessiz bir isyan içindesiniz.
Kırgınlığınız, kızgınlığınız belki de yıllarca hiç geçmeyecek.
Ama şunu da biliyorum: Sizler Fenerbahçe'nin futbolcularısınız.
MAZİNİZDE BİR TARİH YATTIĞINI UNUTMAYIN VE HİÇ MERAK ETMEYİN; EMEĞİMİZİ VE SAHADA ORTAYA KOYDUĞUMUZ MÜCADELEYİ GÖRMEYENLER BU SORUŞTURMANIN SONUNDA TÜM CAMİAMIZDAN VE SİZLERDEN ÖZÜR DİLEYECEKTİR.
Şartlar ne olursa olsun; yine çubuklu formalarınızı giyecek, yine mabedimize çıkacak, yine milyonları sevindirecek, yine hepimizi sokağa dökeceksiniz.
Mazinizde bir tarih yattığını unutmayın ve hiç merak etmeyin; emeğimizi ve sahada ortaya koyduğumuz mücadeleyi görmeyenler bu soruşturmanın sonunda tüm camiamızdan ve sizlerden özür dileyecektir.
Fenerbahçelilik bir sevdadır…
Ve bu sevda dünya var oldukça devam edecektir. Sizlere bir kez daha başarılar diliyor, alınlarınızdan öpüyorum.
Aziz Yıldırım
Platini
Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) Başkanı Michel Platini, Avrupa ülkelerinden, futbolda şikenin önünü kesecek daha etkili yasalar çıkarmalarını istedi.
Platini, Avrupa Konseyi'nde yaptığı konuşmada, bahis şebekeleri tarafından organize edilen şike olaylarını sporun önündeki en büyük tehdit olarak niteledi ve Avrupa'da sadece birkaç ülkenin bu konuda yasa çıkarttığını diğer ülkelerin de aynı tutumu sergilemesi gerektiğini söyledi.
''Avrupa futbolu tehlikede. Bunun yanı sıra Avrupa'daki tüm spor branşlarının tehdit altında olduğunu düşünüyorum. Artan şike olayları alarm veriyor ve gittikçe büyüyor. Hiçbir ülke güvende değil'' diye konuşan Platini, şikenin, suç örgütleri tarafından organize edildiğini kaydetti.
''Sporda sahtekarlığı cezai işlem gerektiren suç unsuru'' olarak gören yasaları kabul eden ülkeler arasında, İtalya, Portekiz, İspanya, Britanya, Bulgaristan ve Polonya'yı sayan Platini, spordaki sahtekarlığın herkes tarafından suç olarak görülmesinden halen çok uzakta olunduğunu belirtti.
Platini, ''Bu nedenle Avrupa Konseyi'nin bugün müdahalesini zorunlu görüyorum. Üye ülkeler, spordaki sahtekarlığı suç olarak görmeleri ve kamu yetkilileriyle spor otoriteleri arasındaki işbirliğinin zorunlu hale getirilmesi konusunda cesaretlendirilmeli'' diye konuştu.
Şike Soruşturması ve Rakebet Kurulu :)
Şike soruşturmasının ardından Rekabet Kurulu konunun kendi alanına girip girmediğini inceledi ve sonunda futboldaki şike iddialarının madde 4054'e girmediğine karar verdi.
Rekabet Kurulu'nun web sitesine konuya ilişkin aşağıdaki açıklama kondu:
"2010-2011 yılı Türkiye Futbol Federasyonu Süper Ligi futbol karşılaşmalarında ortaya çıkan spor kulüpleri hakkındaki şike iddialarına yönelik eylemlerin 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında rekabeti ihlal eden anlaşma niteliğinde olduğu iddiası üzerine yapılan inceleme sonucunda 2010-2011 yılı Türkiye Futbol Federasyonu Süper Ligi Futbol karşılaşmalarında spor kulüpleri hakkında ortaya çıkan şike iddialarına yönelik eylemlerin 4054 sayılı kanun kapsamında olmadığına karar verildi."
Yeni Şike Yasası
Şike cezasına verilecek hapis cezasını 12 yıldan 3 yıla indiren 1. madde TBMM'de kabul edildi. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfi Türkkan, yasadaki düzenlemelerin Kulüpler Birliği tarafından hazırlandığını savunarak, şöyle konuştu: “Bunu hazırlayanların başında Aziz Yıldırım da vardı. Bu Meclis de Aziz Yıldırım'ı cezaevinden çıkaran Meclis olarak tarihe geçecek" dedi. BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ise şike soruşturmasından dolayı cezaevinde olan kişilerin yasanın çıkarılmasında rol oynadıklarını iddia etti.
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin birinci maddesi üzerinde söz alan CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, futbol lobisinin yoğun baskı yaptığını, özellikle Fenerbahçeli taraftarlar takımlarına sahip çıktığını kaydetti.
CHP'nin, teklife, cezaların ağır olması, partilerin gerektiğinde nasıl anlaşabildiklerini ortaya koymak, baskı gruplarının parlamentoyu nasıl etkileyebildiğini göstermek amacıyla “evet” dediğini anlatan Aldan, “Keşke insanlarımız, spor kulüplerimizin arkasında durdukları kadar demokrasi, özgürlük konusunda da duyarlı olabilseler” diye konuştu.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, şikenin Türkiye'de “bir devlet politikası” olduğunu savunarak, “12 Eylül'de Kenan Evren'in bir Ankara takımını birinci lige çıkarmasıyla başlamıştır” dedi.
“Şike ahlaksızlıktır, büyük ayıptır” diyen Önder, “Bu devlet, Diyarbakırspor küme düşmesin diye Altaysporlu oyuncuların odasına ziraat ilacı sıktırttı. Türkiye-İsviçre maçında da ahlaksızlık yapılmıştır” diye konuştu.
Bu yasa teklifinden BDP'nin imzasını çekmesi gerektiğini kendisinin dile getirdiğini belirten Önder, “Böyle bir işte dahlimizin olmasını kendi adamıza ahlaksızlık sayarım. Niye? Maç sürerken kural değiştirmekten dolayı” dedi.
“Takdiri ilahi...”
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfi Türkkan, yasadaki düzenlemelerin Kulüpler Birliği tarafından hazırlandığını savunarak, şöyle konuştu: “Bunu hazırlayanların başında Aziz Yıldırım da vardı. Takdiri ilahi, tasarıyı hazırlayan da ilk toslayan da Yıldırım oldu. Türkiye'de hukuksuzluğun diz boyu devam ettiği ortamda sanki tüm sorunları çözmüşüz, gele gele Fenerbahçe Kulübü Başkanı'nı içeriden nasıl kurtarırız demeye geldi. Meclis sorunların çözümü konusunda bu kadar ciddiyetle çalışıyorsa, seçilmiş olan ama görev yapamayan milletvekilleri var, hangisi Aziz Yıldırım'dan daha az değerli. Gelin bu düzenlemeden sonra onlarla ilgili kanun teklifini hazırlayıp Engin Alan Paşa ve diğer arkadaşları aramıza alalım. Aziz Yıldırım kendisi hakkında yasa çıkartılan kişi olarak tarihe geçecektir. Bu Meclis de Aziz Yıldırım'ı cezaevinden çıkaran Meclis olarak tarihe geçecek.”
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan da düzenlemenin neden çıkarılmak istendiğini sorarak, şike soruşturmasından dolayı cezaevinde olan kişilerin yasanın çıkarılmasında rol oynadıklarını iddia etti. “Çankırıspor, Çorumspor şike yapsaydı yine bu kadar üstüne düşecek miydiniz?” diyen Tan, Meclisin ciddiyetine yakışır tutum içinde olması gerektiğini söyledi.
Tan, “Şahıs, takım, kurumlara göre yasa çıkarılır mı? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez belgesi, delili, evraklarıyla bir şike olayı ortaya çıkarıldı. Bugüne kadar hiç şike olmadı mı, Aziz Yıldırım kimin ayağına bastı ki bu iş ortaya döküldü, ne oldu da tanrılar insafa geldi? Bu işe 'evet' derse Meclis zan altında kalacak” diye konuştu.
Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, BDP'nin desteği olmasaydı bu teklifin bugün görüşülemeyeceğini belirtti. Teklifin bütün partilerin mutabakatı olduğu için görüşülebildiğini dile getiren Canikli, “Bu teklif birilerinin temsilcileriyle görüşülerek hazırlandıysa, teklifte BDP temsilcisinin de imzası olduğu için bu töhmet altında siz de kalıyorsunuz. İmzanıza sahip çıkacaksınız. Olması gereken budur” dedi.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, sataşmadan söz alarak, “BDP Grubunu kendi gurubunuz mu zannediyorsunuz? BDP'de herkes özgür. Biz imzamızı çektiğimizi bugün değil iki gün önce açıkladık. O zaman tutuklu vekiller için de bu hamiyetinizi gösterin de görelim” diye konuştu.
İmtina etmeyiz
Teklifin 1. maddesi üzerindeki soruları yanıtlayan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, 4 grubun aynı teklif üzerinde ittifak etmesinden dolayı kanunun ivedilikle görüşülmesine engel bir durum olmadığını söyledi.
Gençlik politikaları üzerinde çalıştıklarını, Türkiye gençliğini her yönüyle ve bütün unsurlarıyla, sorunlarıyla ele alacak kapsamlı gençlik araştırmasını yürüttüklerini bildiren Kılıç, bu bağlamda siyasi partilerin Anayasa ve yasalara göre faaliyetlerini yürüten gençlik kolu birimleriyle de görüş alışverişinde bulunmayı önemli bulduklarını söyledi.
BDP'nin aynı çerçevede gençlik kolları organizasyonu varsa onlarla da görüşmekten imtina etmeyeceklerini ifade eden Kılıç, BDP grubundan “gençler cezaevinde” diye laf atılmasına, “Eğer cezaevinde olanlar benim anladığım çerçevedeyse o ne kadar gençlik kolu olarak tanımlanabilecektir, kamuoyunun takdirine bırakıyorum” karşılığını verdi.
Kılıç, Avrupa ekonomisinin memur maaşlarını bile ödeyemediği dönemde Türk ekonomisinin 14 stadyumu aynı yıl içerisinde yatırım programına alabilecek ve ihalesini yapacak kadar kuvvetli ve sağlam olduğunu söyledi.
1. madde kabul edildi
Kabul edilen 1. maddeye göre, belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişiye 5 yıldan 12 yıla kadar hapis yerine, “1 yıldan 3 yıla” kadar hapis cezası verilecek.
Suçun federasyon veya spor kulüpleri ile spor alanında faaliyet gösteren tüzel kişilerin genel kurul ve yönetim kurulu başkan veya üyeleri, teknik veya idari yöneticileri ile kulüplerin ve sporcuların menajer veya temsilciliğini yapan kişiler tarafından işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılacak.
Şike ve teşvik primi kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, Ceza Muhakemesi Kanununa göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyecek, verilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemeyecek ve ertelenemeyecek.
Bu madde kapsamında tanımlanan suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi halinde, bunlardan en ağır cezayı gerektiren fiilden dolayı verilecek ceza, 4'te 1'den 4'te 3'üne kadar artırılarak tek ceza olarak uygulanacak.
Bu maddede tanımlanan suçlardan dolayı cezaya mahkumiyet halinde kişi; ayrıca TCK'nın 53. maddesi hükümlerine göre, spor kulüpleri ve federasyonlar bünyesinde sportif faaliyetler icra edilen tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapamayacak.
Böylece, spor federasyonları ve kulüplerinin başkan ve üyelerinin, soruşturma sonucunda açılacak davada beraat etmeleri halinde, yargı yönünden görevlerine devam etmelerinin önünde bir engel kalmayacak.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, teklifin 2. maddesi üzerinde görüşmeler sürerken çalışma süresinin tamamlanması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
Cumhurbaşkanı Veto Etti
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yayımlanması uygun bulunmayan 6250 sayılı "Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na geri gönderildi.
Bundan sonrası için üç seçenek var:
Komisyonlar veto doğrultusunda düzenleme yapabilir. Yasanın yeni hali komisyondan geçtikten sonra Meclis Genel Kurulu'na gelir. Yasa Meclis'te kabul edilirse Gül'ün önüne yeni yasa gider.
Komisyonlar bu yasayı askıya alabilir. Bu seçenek gerçekleşirse Nisan ayında düzenlenen "şike yasası" devam eder.
Bir diğer seçenek, Gül'ün veto ettiği yasayı aynen kabul edip Köşk'e göndermek. Bu seçenek gerçekleşirse, Cumhurbaşkanı veto ettiği yasayı bu defa kabul edebileceği gibi yasayı halk oylamasına (referandum) sunabilir. Anayasaya aykırılık görmesi durumunda da yasayı Anayasa Mahkemesi'ne verebilir.
tahliye talebi rededildi
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’da yapılan değişikliğin Meclis’te kabul edilmesinden sonra Aziz Yıldırım, Serdal Adalı, İlhan Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu, İbrahim Akın, Abdullah Karakuz, İskender Alın, Korcan Çelikay, Ahmet Ateş, Tayfur Havutçu, Ali Kıratlı, S, Ümit Karan, Cemil Turhan, Mecnun Otyakmaz, Bülent Uygun, Ahmet Çelebi, Tamer Yelkovan, İbrahim Bülent İşçen, Haldun Şenman ve Talat Emre Koçak’ın avukatları tahliye talebinde bulunmuştu.
Talebi değerlendiren İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi Hakimi Mehmet Ekinci, 6222 sayılı yasanın 11. maddesi gereğince şike yapmak suçundan tutuklanan Aziz Yıldırım’ın da aralarında olduğu 20 kişinin tahliye taleplerini reddetti. Kararda, ‘şüphelilerin haklarındaki mevcut delil durumu, haklarındaki kuvvetli suç şüphesini gösterir olguların bulunması (şüpheli beyanları, iletişim tespit tutanakları, fiziki takip tutanakları, yakalama-el koyma tutanakları, tanık beyanları), sanıklara atılı suçun kanundaki yaptırım miktarı, tutuklama tarihinden bugüne kadar dosyadaki delillerde şüpheliler lehine tutuklama sebeplerini ortadan kaldırabilecek bir değişikliğin bulunmayışını" dikkate alarak şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Kararda, şüphelilerin avukatlarının itiraz hakkı olduğu da belirtildi.
Ali Koç'un ilk açıklamaları
27 Kasım Günü Fenerbahçe Asbaşkanı, “UEFA’nın kararı ile ilgili endişelerimizin doğru olduğunu gördük. Bazı gelişmeleri önümüzdeki günlerde açıklayacağız” diyerek bir süreç başlatttı.
Ahmet Çakar onayladı
28 Kasım günü Ahmet Çakar çıktığı televizyon programında;
"Geçen hafta içi sabah 9'da cep telefonum acı acı çaldı. İsviçre'de yaşayan çok yakın bir arkadaşım kulaklarıyla şahit olduğu bir yemeği anlatıyor. Masada oturanlar Fransızca konuşuyorlar, zaman zamanda İngilizce konuşuyorlar. Arkadaşım menüyü bile almış. Onların yan masasında da benim arkadaşım oturuyor. Masada oturanlardan biri UEFA'nın başmüfettişi Cornu, diğerlerinde birinin adı Lütfü Arıboğan, öbürü de İlhan Helvacı. Ben arkadaşımın dediklerini söylüyorum. Beni de mahkemeye verebilirler. Cornu İstanbul'a geldiğinde, Savcı Mehmet Berk'in hiç bir şey söylemediği, buna mukabil federasyonda görevli 2 kişinin kendisine şifahen Fenerbahçe'nin durumunun vahim olduğunu, Beşiktaş ve Trabzonspor'da hiç bir şey olmadığını söylüyorlar."
"Ali Koç Gençlerbirliği maçından sonra basın mensuplarına bir açıklama yaptı. Ali Koç belli ki duruma ve bilgilere haiz. Ve şu anda Ali Koç entrikayı çözmeye çalışıyor. Ali Koç birden Fenerbahçe'nin menfaatleri için topa giriyor. Ama maçtan sonra çok ciddi anlamda CAS ve federasyonu ima eden açıklamalar yaptı. Ali Koç bir çok kişiden çok şey biliyor. Ali Koç bu durumu yüzde yüz biliyor."
diyor.
TFF Ahmet Çakar'a cevap verdi
Ardından 29 Kasım günü TFF bir açıklama yapıyor;
"Pierre Cornu'nun, 22 Ağustos'ta İstanbul'a yaptığı ziyaret ise Türkiye Futbol Federasyonu'na değil şike soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'na yöneliktir. Bununla birlikte, Ahmet Çakar'ın sözde bir arkadaşının kulak misafiri olduğunu iddia ettiği şekilde, Pierre Cornu ile Lutfi Arıboğan arasında 'Sen artık UEFA'dansın. UEFA'da yükseleceksin' şeklinde diyaloglar hiçbir şekilde yaşanmamıştır. Ayrıca, Lutfi Arıboğan ve İlhan Helvacı ile Cornu arasında Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un durumları ile ilgili bir bilgi paylaşımı söz konusu değildir. Şike soruşturmasına yönelik iddianamenin tamamlanmasına sayılı bir zaman kala, bu tip maksatlı ve kasıtlı haberlerin yapılması, amacını aşan bir konudur. Özetle, kamuoyundan her kelimesi hayal mahsulü olan bu iddiaları dikkate almamasını rica ederiz."
Post new comment